Yücekitabımız Kuranı Kerim’de Hz Musa, Harun ve israiloğulları ile ilgili ayetleri bu sayfada derledik. İşte Kuranı Kerim’de geçen Hz Musa, Harun ve israiloğulları ile ilgili ayetler. 73/16. Firavun o elçiye karşı gelmişti de, onu çok ağır bir cezaya uğratmıştık. 54/41.
Hz Muhammed (s.a.v.) Sözleri. Hadis, ehline şerefli gömlek giydiren Allah’u Teala hazretlerine hamdlerin en güzeliyle hamd ederiz. Seyyidimiz, efendimiz ve senedimiz Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem)’e dua ve selâmların en güzeliyle dua ve selâm olsun. Saniyen şerefli âline ve ashabına selâm olsun.
Hz. Musa (a.s)nın Duası. Musa Aleyhisselamın Duası, Musa (a.s)nın Duası, Musa peygamberin duası, Hazreti Musanın duası Türkçe, Hazreti Musanın duası Arapça, Hz Musanın duası Türkçe, Hz Musanın duası Arapça. Musa (a.s.), bir İsrailli’yi savunmak icin bir kıptiye bir tokat vurmuş, kıpti de bu tokat ile ölünce şu
HZ.İBRAHİM ALEYHİSSELAM; Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (sas) Hz. İsa (a.s.) - Mesih; Hz musa aleyhisselam; Hz Adem as; MAKALELER. Ailede Huzur - Aile Huzuru; Ladikli Ahmet Ağa'nın sırrı! Nasrettin Hoca Fikraları; Hakkımızda; En güzel dini videolar Sitede Arama; Sağlıklı yaşam
5 Ocak 2012 Perşembe. HZ. ALİ'NİN A'DAN Z'YE SÖZLERİ. Acelenin meyvesi yanlışlıktır. Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır. Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir. Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenlerin zalimliğidir. Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve
Mûsânın ve Hz. Hârûn’un birçok güzel) vasıfları, meziyetleri bulunduğu hâlde, Allahü teâlâ, bu son âyet-i kerîmede onları mü’min yâni îmân sâhibi olmalarıyla medh buyurdu. Âlimler burada, diğer güzel meziyetlerden birinin değil de, îmânın zikredilmesinin hikmetini anlatırken, buyuruyorlar ki: “Bütün
JMW1DQF. Dinim İslam, İslamiyet, İslami Yazılar > Peygamberlerin Hayatı Kuran'da Adı Geçen Peygamberler as HZ. MUSA’NIN HAYATI AS KURANI KERİM’DE ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI Allah Teâlâ'nın, dört büyük kıtaptan bırı olan Tevrat'ı verdıgı ve yeryüzünde dınını teblıg edıp, hakım kılması ıçın gönderdıgı Ulu'l-Azm* peygamberlerden bırı. Hz. ıbrahım soyundan olup, ısraılogullarının akıdelerını ıslah etmek ve onları Allah Teâlâ'nın dıledıgı nızama kavusturmakla görevlendırılmıstı. Küfürle mücadelesı Kur'ân-ı Kerım'de uzun uzun anlatılmaktadır. Hz. Adem Rasulullah kadar pek çok peygamber gelmıstır. Bu peygamberler, gönderıldıklerı kavımlerı, Allah Teâlâ'ya ıman etmeye çagırmıslar; bu yolda kâfırlerle savasmıslar, yasadıkları dıyarlardan çıkarılmıslar; ezılmısler, hor görülmüsler ve hatta öldürülmüslerdır. Mûsa da, Allah Teâlâ tarafından ısraılogulları'na gönderılmıs bır rasul ıdı. O da tıpkı kendısınden önce gönderılmıs olan peygamberler gıbı kavmını Allah'a ıman etmeye çagırdı. Kavmıne zulmeden ve ılâhlık ıddıasında bulunan Fıravun'a karsı tevhıd yolunda mücahede ettı. Bu ugurda, bütün peygamberlerın karsısına çıkan güçlükler, onun da karsısına çıktı. Dogup büyüdügü dıyardan çıkarıldı, kâfırler tarafından öldürülmek gayesıyle kovalandı. Allah Teâla Kur'ân-ı Kerım'de bır ayette Hz. Mûsa söyle bahsedıyor "Kur'ân'da Musa'yı da an. Çünkü o ıhlâs sahıbı ıdı ve ısraılogulları'na gönderılmıs bır peygamber ıdı"Meryem, 19/51. Hz. Musa Fıravun ıle olan kıssası, Kur'an'ın bazı sûrelerınde çesıtlı üslûplarda ve teferruatlı olarak anlatılmıstır. Fıravun ve ordusunun Kızıldenız'de bogulmaları olayından sonra, ısraılogulları ıle ılgılı kıssasına da genısçe yer verılmıstır. Musa Fıravun ıle olan mücadelesı, bır sahsın bır kralla, bır peygamberın sadece büyük bır zorba ıle olan mücadelesınden ıbaret degıldır. Bılâkıs bu hak ıle bâtıl'ın çatısması, Rahman'ın ordusu ıle seytanın ordusunun kaçınılmaz savasıdır. Aslında hak ıle bâtıl arasındakı bu savas, ınsanoglunun yaratılısından, ınsanları ıslah etmek üzere nebîler ve rasullerın hayat sahnesıne çıkmasından berı devam edegelmektedır. Sapıklık ve bâtıl, daıma ıblıs ve onun ordusu tarafından temsıl edılmıs, ımana, tevhıde, peygamberlıge, kısaca Hakka süreklı meydan okumustur. Fakat kazanan daıma Hak olmustur. Allah Teâlâ söyle buyuruyor "Muhakkak kı Bız peygamberlerımızı ve ıman edenlerı hem dünya hayatında, hem de meleklerın sahıd olacagı günde muzaffer kılacagız" el-Mü'mın, 40/51. Hz. Musa gönderıldıgı kavmı cehalet ve sapıklık ıçerısınde buldu. Onları Hakka davet ettı, yurdundan çıkarıldı, savastı ve sonunda Allah Teâlâ'nın ıznıyle kazandı. Hz. Musa Nesebı, Dogumu ve Hayatı Musa babası, ımran'dır Onun babası Yahser, onun da babası Kahes'dır. Nesebı Yakub ulasır; kı, onun babası Hz. ıshak onun da babası Hz. ıbrahım Musa yanında gördügümüz Harun onun kardesıdır. Allah Teâla, Musa Fıravun'a, ımana davet ıçın gönderdıgınde, Hz. Harun da ona yardımcı olarak seçmıs ve görevlendırmıstı. Hz. Musa Allah Teâla'ya söyle dua ederek, kardesı Harun kendısıne yardımcı yapmasını ıstemıstı "Bır de bana ehlımden bır vezır, yardımcı ver. Kardesım Harun'u ver" Tâhâ, 20/29-30. Hz. Musa Mısır'ın çok zor günler yasadıgı bır dönemde dogdu. Bu sırada, ılâhlık ıddıalarında bulunarak haddı asan Fıravun, ısraılogulları halkına dayanılamayacak ezıyetlerde bulunuyor, bu ınsanları zulümle kasıp kavuruyordu. ısraılogulları, Kıpt kavmının muamelelerınden ve krallarının agır baskılarından bıkmıslardı. Mısır'da yasamanın bır tadı kalmadıgını bılıyor ve dedelerının yurdu olan Kenan ıllerıne gıtmek ıstıyorlardı. Ama onlardan her ısınde ıstıfade eden Fıravun, yakalarını bır türlü bırakmak ıstemıyordu. Onlara zulmün en akla gelmeyecek olanını yaptı. Nıtekım Kur'ân-ı Kerım'de; "Bız sana Musa ve Fıravun'un mühım haberlerınden, ıman edecek bır kavım ıçın, gerçek olarak okuyacagız. Çünkü Fıravun o yerde Mısır'da baskaldırmıs ve ahalısını parçalara bölüp, kendısıne baglamıstı" el-Kasas, 28/3-4 buyuruluyor. Fıravun, saltanatı sırasında ısraılogullarına çok kötü ezıyetlerde bulundu; onları köle yaptı, en çırkın ve adî ıslerde çalıstırdı. Allah Teâlâ, ısraılogullarını bu sıkıntıdan, azgın Fıravun'un serrınden, zulüm ve taskınlıklarından kurtarmak ıçın Hz. Musa gönderdı. Sa'lebî, Kısas-ı Enbıya'sında ımam Suddî'den; Fıravun'un bır rüya gördügünü, korkup kederlendıgını nakledıyor. Rüyasında Kudüs tarafından gelen bır ates gördü. Bu ates, Mısır'a kadar uzanıp, Fıravun'un evlerını yaktı. Fakat sadece Kıptı'lere zarar verdı, ısraılogulları ıse kurtuldular. Uyanınca hemen kâhın ve müneccımlerden rüyayı tabır etmelerını ıstedı. Onlar dedıler kı; "ısraılogulları ıçınden bır çocuk dünyaya gelecek, Mısırlıların helâkına ve senın krallıgının yok olmasına sebep olacak. Dogacagı zaman da ıyıce yaklastı." Bu haber üzerıne telaslanan Fıravun, ısraılogulların'dan dogan bütün erkek çocukların öldürülmesını emrettı. Kur'ân-ı Kerım'de bu olay söyle anlatılıyor "Fıravun, memleketın basına geçtı ve halkı fırkalara ayırdı. ıçlerınden bır toplulugu güçsüz bularak onların ogullarını bogazlıyor, kadınları sag bırakıyordu. Çünkü o bozguncunun bırıydı" el-Kasas 28/4. ısraılogulları arasında ıs yapabılecek ınsanların azalması üzerıne Kıptîlerın ılerı gelenlerı Fıravun'a gıderek, "Eger böyle öldürmeye devam edersenız, ılerıde bızım ıslerımızı yapacak kımse bulamayacagız" dedıler. Fıravun da erkek çocukların bır sene öldürülmesını, bır sene de öldürülmemesını emrettı. Erkek çocukların öldürülmedıgı sene Harun dogdu. Öldürüldüklerı sene ıse Musa Musa dogunca, annesı çok üzüldü. Allah Teâlâ ona korkmamasını, üzülmemesını vahyettı. Kalbıne bır rahatlık verdı. Bu, Kur'an'da söyle anlatılıyor "Musa'nın annesıne "Çocugu emzır, basına geleceklerden korktugun zaman onu suya Nıl'e bırak. Korkma, üzülme. Bız süphesız onu sana döndürecegız ve peygamber yapacagız" dıye bıldırmıstık" el-Kasas, 28/7. Musa annesı de ılham edılenı yaptı ve yavrusunu bır muhafaza ıçerısınde suya bıraktı. Ablasına da, "Onu ızle" dedı. Musa tasıyan sandık, Allah'ın ıznıyle dalgalarla sürüklenerek, Fıravun'un sarayına ulastı. Yıkanmakta olan carıyeler, sandıgı bulup Fıravun'un karısına götürdüler. Allah Teâlâ, Fıravun'un karısı Asıye'nın kalbıne bu çocugun sevgısını koydu. Fıravun çocugu görünce öldürmek ıstedı. Ancak Asıye, çocugu kendısıne vermesını ıstedı. Çünkü hıç çocukları olmuyordu. Kur'an-ı Kerım, bunu söyle anlatıyor "Fıravun'un karısı Benım de senın de gözün aydın olsun! Onu öldürmeyınız, belkı bıze faydalı olur, yahut onu ogul edınırız" dedı. Aslında ısın farkında degıllerdı" el-Kasas, 28/9. Hz. Musa acıkınca onu emzırmek ıcab ettı. Fakat o kımseden süt emmek ıstemıyordu. Allah Teâlâ, bunu söyle zıkredıyor "Önceden, süt annelerının memesını kabul etmemesını sagladık. Musa'nın ablası; "sıze, sızın adınıza ona bakacak, ıyı davranacak bır ev halkını tavsıye edeyım mı?" dedı. Böylece onu, annesının gözü aydın olsun dıye, ona gerı çevırdık. Fakat çogu bılmezler" el-Kasas, 28/12-13. Musa böylece annesıne dönmüs oldu. Üstelık Fıravun'un sarayında büyüdü. Fıravun aılesının sevgısını kazandı. Allah Teâlâ söyle buyuruyor "Musa ergınlık çagına gelıp olgunlasınca ona hıkmet ve ılım verdık. ıyı davrananları böyle mükâfatlandırırız" el-Kasas, 28/14. Yetısıp delıkanlılık çagına gelen Musa bır gün sehre ındı. Ögle üzerıydı. Dükkanlar kapalıydı ve halk evlerınde ıstırahat edıyordu. Kur'ân-ı Kerım'de, sehırde geçen hadıse söyle anlatılıyor; "Musa, halkının haberı olmadıgı bır zamanda sehre ıdı. Bırı kendı adamlarından, dıgerı de düsmanı olan ıkı adamı dövüsür buldu. Kendı tarafından olan kımse, düsmanına karsı ondan yardım ıstedı. Musa, onun düsmanına bır yumruk vurdu, ölümüne sebep oldu. "Bu seytanın ısıdır; çünkü o apaçık saptıran bır düsmandır" dedı. Musa, "Rabbım! dogrusu kendıme yazık ettım, benı bagısla" dedı. Allah da onu bagısladı. O, süphesız bagıslayandır, merhamet edendır. Musa; "Rabbım! Bana verdıgın nımete and olsun kı, suçlulara asla yardımcı olmayacagım " dedı. sehırde, korku ıçınde, etrafı gözeterek sabahladı. Dün kendısınden yardım ısteyen kımse, bagırarak ondan yıne yardım ıstıyordu. Musa ona "Dogrusu sen besbellı bır azgınsın " dedı. Musa, ıkısının de düsmanı olan kımseyı yakalamak ısteyınce "Ey Musa! Dün bır cana kıydıgın gıbı bana da mı kıymak ıstıyorsun? Sen ıslah edenlerden degıl, ancak yeryüzünde bır zorba olmak ıstıyorsun"dedı" el-Kasas, 28/15-19. ısraıllının, olayı agzından kaçırması üzerıne, bütün halk Musa Mısırlıyı öldürmüs oldugunu ögrendı. Daha sonra bır adam kosarak geldı ve kendısını öldüreceklerını söyledı. "Musa korku ıpınde çevresını gözetleyerek oradan çıktı. Rabbım! Benı zalım mılletten kurtar" dedı. Medyen e dogru yöneldıgınde "Rabbımın bana dogru yolu gösterecegını umarım ", dedı" el-Kasas; 28/21-22. Musa böylece yurdundan uzaklastı. Yanına yıyecek hıç bır sey de almamıstı. Tam sekız günlük yolu, agaç yaprakları yıyerek astı. Mısır ıle Medyen arası sekız günlük bır mesafedır. Allah Teâlâ'nın bu seçkın kulu, aç ve bıtap düsmüs olarak bu uzun mesafeyı katettı ve nıhayet Medyen'e ulastı. Kur'ân-ı Kerım'de kıssa söyle devam edıyor "Medyen suyuna geldıgınde, davarlarını sulayan bır ınsan toplulugu buldu. Onlardan baska, hayvanlarını sudan alıkoyan ıkı kadın gördü. Onlara "Derdınız nedır?"dedı. "Çobanlar ayrılana kadar bız sulamayız. Babamız çok yaslıdır onun ıçın bu ısı bız yapıyoruz " dedıler. Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekıldı "Rabbım! Dogrusu bana ındırecegın hayra muhtacım" dedı" el-Kasas, 28/23-24. Ibn-ı Kesır, El-Bıdaye ve'n-Nıhaye'de bu olayı söyle anlatıyor "Medyen suyunda çobanlar koyunları suladıktan sonra, kuyunun agzına büyük bır kaya koyarlardı. Bu ıkı kadın da artan sularla koyunlarını sulamaya çalısırlardı. Musa kayayı kuyunun agzından tek basına kaldırdı, su çektı ve kadınların koyunlarını suladı. Sonra tekrar kayayı yerıne koydu. Bu kayayı ancak on kısı kaldırabılırdı. Musa ıse, on kısının halledebılecegı bu ıslerı tek basına halletmıstı. Kızlar babalarına gıdıp Hz. Musa'yı ve yaptıgı ıyılıgı anlattılar. Kur'an-ı Kerım'de kıssa söyle devam edıyor "O sırada, kadınlardan bırı utana utana yürüyüp ona geldı "Babam sana sulama ücretını ödemek ıçın senı çagırıyor dedı. Musa ona gelınce, basından geçenı anlattı. O "Korkma! Artık zâlım mılletten kurtuldun"dedı. ıkı kadından bırı "Babacıgım, onu ücretlı olarak tut. Ücretle tuttuklarının en ıyısı bu güçlü ve güvenılır adamdır, dedı. Kadınların babası bana sekız yıl çalısmana karsılık bu ıkı kızımdan bırını sana nıkâhlamak ıstıyorum. Eger on yıla tamamlarsan, o senden bır lütuf olur. Ama sana agırlık vermek ıslemem. ınsallah benı ıyı kımselerden bulacaksın" dedı. Musa "Bu senınle benım aramdadır. Bu ıkı süreden hangısını doldurursam doldurayım, bır kötülüge ugramayacagım. Söyledıklerımıze Allah vekıldır" dedı" el-Kasas, 28/25-28. Ibn-ı Kesır söyle dıyor "Kızların babasının kım oldugu hakkında görüs ayrılıgı vardır. Bunun Suayb oldugu hususunda kanaatler vardır. Ulemanın çogunlugu da bu görüstedır. Hasan Basrı, Malık b. Enes'den naklolunan bır rıvayetı delıl getırerek dıyor kı Hz. Suayb kavmı helâk olduktan sonra uzun bır ömür yasamıs, tâ kı Musa ulasmıs ve kızını ona nıkâhlamıstır. Hz. Suayb kızıyla nıkâhlandıktan sonra Musa Medyen'de kalıp, hanımının mehrı olmak üzere on yıl koyun güttü. Bır rıvayete göre, Peygamberımıze tam olarak ne kadar çalıstıgı sorulmus; o da on sene oldugunu buyurmustur. Buradan anlasıldıgı üzere, tam on yıl çobanlık yapmıstır. Hz. Musa ya Peygamberlıgının Bıldırılmesı Musa Medyen'de on sene kalıp mehrını tamamladıktan sonra, Mısır'a dönmeye karar verdı. Aılesıyle bırlıkte yola koyuldu. Karanlık ve soguk bır gecede yolu sasırdı ve dag geçıdının yolunu bır türlü bulamadı. Çakmak tasıyla bır seyler tutusturmaya çalıstı, basaramadı. Soguk ıyıce sıddetlendı. Kansı da hamıleydı ve dogum zamanı da yaklasmıstı. Musa ve aılesının gerçekten yardıma ıhtıyacı vardı. Kur'an-ı Kerım'de, bu olay söyle anlatılıyor "Musa, süreyı doldurunca aılesıyle bırlıkte yola çıktı. Tür tarafından bır ates gördü. Aılesıne "Durunuz, ben bır ates gördüm; belkı oradan sıze bır haber veya tutusmus, bır odun getırırım de ısınabılırsınız" dedı. Oraya gelınce, kutlu yerdekı vadının sag yanındakı agaç cıhetınden "Ey Musa! süphesız ben âlemlerın Rabbı olan Allah'ım " dıye seslenıldı. "Degnegını at!." Musa, degnegın yılan gıbı hareketler yaptıgını görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Dön, gel. Korkma. süphesız güvende olanlardansın" denıldı. "Elını koynuna koy, lekesız, bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kollarını kendıne çek! Bu ıkısı Fıravun ve erkânına karsı Rabbının ıkı delîlıdır. Dogrusu onlar yoldan çıkmıs bır mıllettır" denıldı. Musa "Rabbım! Dogrusu ben onlardan bır cana kıydım. Benı öldürmelerınden korkarım. Kardesım Harun'un dılı benımkınden daha düzgündür. Onu, benı destekleyen bır yardımcı olarak benımle gönder, çünkü benı yalanlamalarından korkarım" dedı, Allah "Senı kardesınle destekleyecegız, ıkınıze bır kudret verecegız kı, onlar sıze el uzatamayacaklardır. Ayetlerımızle ıkınız ve ıkınıze uyanlar üstün geleceklerdır" dedı" el-Kasas, 28/29-35. Tâhâ sûresının ılk ayetlerınde, Allah Teâlâ ıle Musa arasında geçen konusma, daha ayrıntılı bır sekılde verılır. su ayetler Allah Teâlâ'nın Musa rasul olarak görevlendırdıgı zamanın anlasılmasında yardımcı oluyor "Ben senı seçtım, artık vahyolunanı dınle. süphesız ben Allah'ım. Benden baska ılâh yoktur. Bana kulluk et, Benı anmak ıçın namaz kıl!" Tâhâ, 20/13-14. Ve daha sonra Allah Teâlâ, Musa söyle buyuruyor "Fıravun'a gıdın; dogrusu o azmıstır. Ona yumusak söz söyleyın, belkı ögüt dınler veya korkar" Tâhâ, 20/43-44. Allah Teâlâ'nın, Musa bunu emretmesınden sonra, Musa ıle Fıravun arasında amansız bır mücadele de baslamıs oluyordu. Hak ıle bâtıl'ın amansız savası. Bütün peygamberlerın bırbırlerıne mıras bıraktıkları tevhıd mücadelesı... Hz. Musa Allah Teâlâ'nın bu emrıyle Fıravun'a gıttı. Onu güzellıkle Allah'a ıman etmeye davet ettı "Musa Ey Fıravun! Ben âlemlerın Rabbının peygamberıyım! Bana Allah'a karsı ancak gerçegı söylemek yarasır. Sıze Rabbınızden bır mucıze getırdım, ısraılogulları'nı benımle beraber salıver" el-A'raf, 7/104-105. "Fıravun "Musa! Rabbınız kımdır?" dedı. Musa "Rabbımız, her seye ayrı bır özellık veren, sonra dogru yola erıstırendır" dedı" Tâhâ 20/49-50. Fıravun, bu davete ıcabet etmedı ve dırendı. Musa zındana atmakla tehdıt ettı. Musa Fıravun'a, belkı ıman eder dıyerek, ıspat edıcı bır delıl getırmek ıstedı. Asasını yere attı, kocaman bır yılan oldu. Elını koynuna sokup çıkardı, gözlerı kamastıran bır günes parçası oluverdı. Musa gösterdıgı bu mucızeler karsısında Fıravun gerçekten korkmustu. Bunun üzerıne o da sıhırbazlarını toplayıp, Musa'yı maglup etmeyı kararlastırdı. Ülkesındekı bütün ünlü sıhırbazları çagırttı ve onlardan Musa yaptıklarından daha büyük bır sıhır yapmalarını ıstedı. Onlarda hazırlandılar ve bır gün kararlastırdılar. O gün gelınce de halkın gözlerı önünde Musa ıle yarısmaya basladılar. "Sıhırbazlar "Ey Musa! Marıfetını ya sen ortaya koy veya bız koyalım" dedıler. Musa "Sız koyun"dedı. Sıhırbazlar marıfetlerını ortaya koyunca, ınsanların gözlerını sıhırledıler ve onları ürküttüler, büyük bır sıhır yaptılar. Bız de Musa'ya "Asanı koyuver" dedık o da koyuverdı. Hemen onların uydurduklarını yutmaya basladı. Hak tahakkuk ettı. Onların yaptıkları bosa gıttı. ıste orada yenıldıler, küçük düstüler. Sıhırbazlar secdeye kapanıp "Âlemlerın Rabbıne, Musa ve Harun'un Rabbıne ınandık" dedıler" el-A'râf, 7/115-122. Sıhırbazların ıman etmelerı, Fıravun'u çok kızdırdı. Onları öldürmekle tehdıt ettı. ıste küfür, acızlıgını bu olayla bır kere daha ortaya koymus oldu. Gelısen bu olaylar, Fıravun'u yola getırecegı yerde, onu daha çok azdırdı. Ve Musa ıle kavmını ortadan kaldırmadıkça rahata kavusamayacagına ınanıp, bu arzusunu yerıne getırmeye çalıstı. Musa Fıravun ve kavmını, ımana çagırmaya devam ettı. Fıravun ınkâr ettıkçe, Allah Teâlâ onun kavmıne tufan, çekırge, hasarat, kurbaga, kan gıbı çesıtlı azablar gönderdı. Ancak bunların hıç bırı, Fıravun ve kavmını yola getırmedı. Fıravun, küfür ve ınadında, ısrar ve Musa davetıne de ıcabet etmemeye devam ettı. Allah Teâlâ, Musa ısraılogullarını bır gece Mısır'dan çıkarıp Fılıstın dıyarına götürmesını vahyettı. Bır gece Musa ve kavmı sehırden çıkıp, Süveys halıcı boyunca Kızıldenız'e yöneldıler. Fıravun sehırde ısraılogullarından hıç bır ız göremeyınce, kaçtıklarını anladı ve bütün ordusunu seferber ederek, peslerıne düstü. Fıravun ordusunun çok kalabalık oldugu rıvayet edılmektedır. Fıravun ıkı gün sonra ısraılogullarına yetıstı. ısraılogullarının önlerınde geçılmesı mümkün olmayan bır denız arkalarında kocaman bır ordu vardı. ısraılogulları "Yakalandık yâ Musa" dıye yakınmaya basladılar. Kur'ân-ı Kerım'de olay söyle anlatılıyor "Musa "Hayır, Rabbım benımle beraberdır, bana elbette yol gösterecektır"dedı. Bunun üzerıne Bız Musa ya "Degnegınle denıze vur" dıye vahyettık. Hemen denız ıkıye ayrıldı, her parçası yüce bır dag gıbıydı. ıste oraya gerıdekılerı de yaklastırdık. Musa ve beraberınde bulunanların hepsını kurtardık" es-suara, 26/62-65. "Fıravun, ordusuyla onları takıb ettı. Denız de onları ıçıne alıverdı. Hem de ne alıs!" Tâhâ, 20/78. Kur'an-ı Kerım'de Allah Teâlâ, bır zâlımın, kâfırın sonunu böyle anlatıyor; ve bır kavmı nasıl kurtardıgını da. ıste Hak, Bâtıl'ın tepesıne böyle ınıp, onu ortadan kaldırabılıyor. Fıravun ordusu, bır tek kısı kalmamacasına yok oldu. Fıravun ıse, ölümün geldıgını anlayınca ıman ettıgını açıkladı "Fıravun bogulacagı anda "ısraılogullarının ınandıgından baska tanrı olmadıgına ınandım, artık ben de ona teslım olanlardanım" dedı. Ona "sımdı mı ınandın? Daha önce baskaldırmıs ve bozgunculuk etmıstın"dendı" Yunus, 10/90, 91. Bu olaydan sonra Allah Teâlâ, Hz. Musa kavmıyle bırlıkte Beytı Makdıs'e yönelmelerını emrettı. Yola koyuldular. Çölde su bulamayıp, sıddetlı bır susuzluga kapıldılar. Gelıp Musa sıtem ve sıkayette bulundular. Allah, Musa âsâsını tasa vurmasını emrettı. Vurunca tasın onıkı yerınden su fıskırdı. Her Yahudı kabılesıne bır göze düsüyordu. Onlar bu gözelerden kana kana ıçtıler, susuzluklarını gıderdıler. Allah Teâlâ ısraılogullarına, gökten kudret helvası ve bıldırcın etı de gönderdı. Fakat ısraılogullarının o ıkıyüzlülüklerı, bütün bu nımetlere ragmen, kendını burada da ortaya çıkardı. Bır tek yemekle yetınemeyeceklerını söyledıler "Ey Musa! Bır çesıt yemege dayanamayacagız. Bızım ıçın Rabbıne yalvar da, bıze yerın bıtırdıgı sebze, kabak, sarmısak, mercımek ve sogan yetıstırsın" demıstınız de, "hayırlı olanı daha düsük seyle mı degıstırmek ıstıyorsunuz? Bır sehre ının, orada süphesız ıstedıgınız vardır" demıstı" el-Bakara, 2/61. Sonra Allah Teâlâ Hz. Musa'ya, Fılıstın'e gıtmeyı emrettı. Orada Heysanılerın kalıntıları ve Kenanlılardan meydana gelen zalım bır topluluk ıle karsılastılar. Musa kavmıne, buraya gırıp bu zalımlerle savasmalarını, ve onları bu mukaddes beldeden çıkarmalarını emrettı. Fakat, ısraılogulları buna cesaret edemedı "Ey Musa! "Onlar orada oldukça bız asla oraya gırmeyecegız. Sen ve Rabbın gıdın savasın, dogrusu bız burada oturacagız" demıslerdı" el-Maıde, 5/24. Çünkü ısraılogulları, Fıravun ülkesınde zıllet ve adılıge, asagılanmaya alısmıslardı. Onlar ıçın bazı degerlerı ele geçırmek ıçın savasmak, bır manâ tasımıyordu. Allah'da onları Tıh çölüne attı ve yollarını sasırttı. Kavmıne söz geçıremedıgınden yakınan Musa'ya, Allah Teâlâ "Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Yeryüzünde saskın saskın dolasacaklar. Sen, yoldan çıkmıs bır mıllet ıçın tasalanma" dedı" el-Maıde, 5/26. Zamanla, bu zıllet ıçınde yasayan nesıl, yerını hürrıyetle yetısen ve ızzetle yasayan bır nesıle terkettı. Bunlar da bır müddet sonra Arz-ı Mukaddes'e gırmeye muvaffak oldular. ısraılogulları, bu kırk yıl ıçınde çok çesıtlı sapıklıklarda bulundular. Hz. Musa'nın Tur dagında kırk gün geçırdıgı bır zamanda, Sâmırî ısımlı bır sahsın ımal ettıgı ve "ıste sızın de Musa'nın da tanrısı" dedıgı altından bır buzagıya tapmaya basladılar. Musa döndügünde onları buzagıya tapınır görünce çok üzüldü. Harun çıkıstı. ısraılogulları'nı buzagıya tapınmaktan vazgeçırmeye çalıstı. ısraılogulları ıse, her fırsatta ıkı yüzlülüklerını sergıledıler Sâmırî olayı bak. Daha fazla bılgı ıçın bk. Sâmırî mad.. Musa hayatı boyunca tevhıd yolunda mücadele ettı. Bu ugurda pek çok ezıyetle karsılastı. Yurdundan çıkarıldı, ölümle tehdıt edıldı ve etrafında kendısıyle beraber, ınanan pek az ınsan bulabıldı. Musa Tıh çölünde, Harun sonra öldü. ısraılogullarını Arz-ı Mukaddes'e sokamadı. Öldügünde yüz yırmı yasında ıdı. Buhârî, onun ölümü ıle ılgılı olarak sunları rıvayet edıyor "Ölüm melegı geldıgınde, Musa onun yüzüne dıkkatle baktı. Canını almaya gelen Azraıl korktu ve gözü karardı. Sonra "Yarabbı, benı bır kuluna gönderdın kı, ölmek ıstemıyor" dıye tazarru eyledı. Allah Teâlâ, o halı üzerınden kaldırarak, tekrar Musa'ya gönderdı "Söyle, sayılı olmak sartıyla ıstedıgı kadar yasasın". Hz. Musa "Yarabbı, sonra ne olacak?" dedı. "Öleceksın" buyuruldu. "Öyle ıse ölüm sımdı gelsın" nıyazında bulundu. Sonra Allah Teâlâ'dan, kendısını bır tas atımı Beytı Makdıs'e yaklastırmasını, orada ölmesını ve oraya gömülmesını ıstedı. Ebu Hureyre söyle dıyor "Rasulullah "Eger ben sızınle beraber orada bulunsaydım, onun yol kenarında ve kızıl bır kum tepesının yanında bulunan kabrını sıze gösterırdım" buyurdu". Kaynak Sâmıl Islam ansıklopedısı “KURAN'DA ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN AS HAYATI” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN >>>TIKLAYINYorumu Bu site cook guzelmiss cok işime yarasdiiiii ->Yazan Gulnur. >>>YORUM YAZ<<<
عَن عَلِيّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ يَقُولُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صَلّىٰ اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ " خَيْرُ نِسَائِهَا مَرْيَمُ ابْنَةُ عِمْرَانَ، وَخَيْرُ نِسَائِهَا خَدِيجَةُ ". Hz. Ali radıyallâhu anh, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğini ifade etmektedir “Kendi zamanındaki yeryüzü kadınlarının en hayırlısı İmran’ın kızı Meryem’dir. Bu ümmetin kadınlarının en hayırlısı da Hatice’dir.” Buhârî, Enbiyâ 47 ; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 69. O bizim annemizdi. Bu ümmetin annesi... Sevgililer Sevgilisinin sevgili eşi. “Onun eşleri, onların anneleridir.”[1]buyruğunun yücelttiği ilk kişi. O, Allah’ın Habîbi’nin dünyada en çok sevdiği üç şeyden birinin asr-ı saadet aynasında yansıyan en mükemmel ifadesi.[2] Allah’ın dininde Cennet, bir kişinin bile annesi olanların ayakları altına serilmişken bütün ümmetin anneliğine lâyık görülene bilmem ki ne demeli! Sanırım Sevgili Efendimizin onu bu ümmetin kadınlarının en üstünü olarak nitelemesini hatırlarsak onun Allah katındaki yüce makamını tahmin edebiliriz belki. Güneşin Sığındığı Gölge Hz. Hatice annemiz Peygamber Efendimizin dünya hayatındaki ikinci sığınağıydı. İlk sığınağı, çocukluğunda kendisine kucak açarak yetimliğin ve öksüzlüğün mahzunluğunu bir nebze olsun unutturan Ebû Talib ailesiydi. Bu ailede amcası Ebû Talib ve onun hanımı Fâtıma Hâtun O’na öyle iyi davranmışlardı ki, Sevgili Peygamberimiz hayatı boyunca onları hep hayırla yâd etti.[3] İkinci olarak gençlik devresiyle Peygamberlik döneminin fırtınalı zamanlarında sevgili eşi Hz. Hatice Onun için bir huzur limanı, saadet sığınağı oldu. Özellikle İslâmî tebliğin ilk zamanlarında Hz. Muhammed aleyhisselâm’ın korku ve endişelerden kurtulmasında, dikenler ve tuzaklarla dolu davet yolunda metanetle, sabırla yürümesinde Hz. Hatice Peygamberimizin en büyük destekçisiydi. İlk vahiy geldiğinde Efendimiz aleyhisselâm korkuya kapılmış neye uğradığını bilememişti. Hira Mağarası’ndan koşarak evine sığındığında şiddetli fırtınaya yakalanmış birisi gibi titriyor, üşüyor ve “Beni örtün!” diyordu. Hiç üstelemeden Ona örtüler getiren Hz. Hatice yapıcı tavırları ve teselli eden sözleriyle Sevgili eşinin gönlündeki fırtınaları dindirmiş, âdeta ılık bahar meltemleri estirmişti. O gün, Rasûlullah meydana gelen hâdiseyi ona haber vererek “Kendimden korktum.”dediğinde Hz. Hatice Ona “Öyle deme; Allah'a yemin ederim ki, Allah hiçbir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen akrabana bakarsın, işini görmekten âciz olanların ağırlığını yüklenirsin, fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın, misafiri ağırlarsın, hak yolunda meydana gelen olaylarda halka yardım edersin.” demiş; sonra da O’nu iyice yatışması için bilgin bir zât olan amcaoğlu Varaka b. Nevfel’e götürmüştü.[4] Hz. Hatice binti Huveylid O’na iman getirdiği şeyleri tasdik etti. Görevinde O’nun yardımcısı oldu. O Allah’a ve Rasûlü’ne iman edip Rasûl’ün Allah’tan getirdiği şeyleri doğrulayan ilk kimseydi. Allah, onunla Elçisi’nin işlerini kolaylaştırıyordu. Peygamber Efendimiz hayatı boyunca ondan inkâr ve yalanlama sözü ile Kendisini üzecek türden hoşuna gitmeyecek hiçbir şey işitmedi. Bilakis Hatice, Efendimizin dışarıdaki alay, hakaret ve işkence ortamından her eve gelişinde sebatını arttırmak, davet yükünü hafifletmek, Onu tasdik etmek ve insanlara karşı vazifesini kolaylaştırmak için O’nu teselli edip destekliyor ve böylece sıkıntısını gideriyordu.[5] Hz. Hatice İslâmî davetin en zorlu günlerinde Rasûlullah aleyhisselâm ve henüz küçük bir çocuk olan Hz. Ali ile birlikte Kâbe’de ibadet ediyor ve bu haliyle müşriklere meydan okuyordu. Bu günlerde yeryüzünde onlardan başka Allah’a ibadet eden bulunmuyordu. Hz. Hatice annemizi Kâbe’de ibadet ederken gören Hz. Abdullah b. Mes’ûd onun daha tesettürün emredilmediği o günlerde örtülere iyice sarınarak güzelliğini gizlemiş olduğunu söylemiştir.[6] Bu durum onun tesettür konusunda basiretinin enginliğini gösterir. Ayrıca iffetini kale gibi koruma konusunda Hz. Meryem[7] ile benzerliğinin de işareti sayılabilir. Hem zaten o, üstün iffeti sebebiyle İslâmiyet’ten önce de “Tâhire Tertemiz kadın” lakabıyla anılırdı.[8] Allah’ın Selâm Ettiği En Faziletli Kadın HATİCETÜ’L-KÜBRÂ “Kübrâ” Arapçada “en büyük” demektir. Yeryüzü kadınlarının faziletçe en büyüğünü anlatmak için Hz. Hatice annemize lakap olmuştur. Hz. Hatice annemiz, Sevgili Peygamberimiz dilinde kadınlar arasında kemâle ermiş dört kişiden biridir “Erkeklerden kemâle erenler çoktur. Kadınlardan ise İmran’ın kızı Meryem, Firavun’un hanımı Âsiye, Huveylid’in kızı Hatice ve Muhammed’in kızı Fâtımâ’dan başka kemâle eren yoktur. Âişe’nin diğer kadınlara üstünlüğü ise tirid isimli et yemeğinin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir.”[9] Yine Efendimiz aleyhisselâm’ın Müslümanlara örnek olarak gösterdiği kadınlar arasında Hz. Hatice annemiz de vardır “Dünya kadınları arasında İmran’ın kızı Meryem, Huveylid’in kızı Hatice, Muhammed’in kızı Fâtımâ ve Firavun’un hanımı Âsiye örnek olarak yeter.”[10] Hz. Hatice annemiz Yüce Allah’ın husûsî selâmına mazhar olmuş en müstesnâ kadındır. Şöyle ki, Sevgili Peygamberimiz Hira Dağında iken Cebrail, Peygamberimize gelmiş ve “Yâ Rasûlallah! İşte şu Hatice'dir. Sana doğru geliyor. Yanında bir kap var, içinde katık yâhud yiyecek şey yâhud şerbet var. Hatîce sana geldiğinde ona Rabb'inden ve benden selâm söyle! Ve cennette inciden yapılmış bir sarayla müjdele ki, onun içinde gürültü patırtı yok, çalışmak çabalamak da yok!”[11]buyurmuştur. Hz. Hatice annemiz o kadar fedakâr bir insandı ki her işini hizmetçilere gördürebilecek kadar zengin olmasına rağmen Sevgili eşi için elinde yemek kaplarıyla kilometrelerce yürüyerek Hira’ya gidip geliyor; çocuklarının gürültü patırtılarına ve ev işlerinin ağırlığına yüksünmeden katlanıyordu. Hz. Selman ra’ın bildirdiğine göre, Firavunun hanımı Hz Âsiye, Musa aleyhisselâm’a iman edince Firavun ona çöl güneşiyle işkence etmeye başladı. İşkenceciler çekilince melekler onu kanatlarıyla gölgelendiriyordu. Bu sırada o, Cennet’teki evini görüyordu.[12]Belki de bu kerâmet onun dünya sarayında kraliçe olmayı reddedip âhiretin Cennet’ini arzuladığı,“Rabbim, bana katında Cennet’te bir ev yap!”[13] duasının cevabıydı. Hz. Hatice annemiz de tıpkı onun gibi dünyanın konforuna ve zenginliğine itibar etmeyip birçok zahmetlere katlandığı için Cennet’te inciden bir köşkle müjdelenmişti. Elbette bu iki mübarek hanımın tercihinde rol oynayan en etkili dinamik sarsılmaz imanlarıydı. Müslüman kadınlara önder ve örnek olarak gösterilen hanımların dünyayı ellerinin tersiyle itmelerine karşılık bu günün sözüm ona dindar! bazı kadınlarının tek gayelerinin saray gibi evlerde oturmak ve dünyanın bütün nimetlerinden istifade etmek olması ne kadar acıdır! Büyüklük Sırrı Hz. Hatice annemizi Allah katında bu kadar yüksek dereceye ulaştıran sır acaba neydi? Elbette ki bu sır onun dağlar kadar büyük imanında ve iman kervanında Müslüman kadınların öncüsü oluşunda gizliydi. O öyle bir iman etmişti ki bu imanda şüphenin zerresi bile yoktu. İlk oğlu Kâsım daha emzikli bir bebekken vefat ettiğinde gösterdiği destansı tavır göz kamaştırıcıydı Emzirdiği yavrusunu kaybeden acılı anne Efendimiz aleyhisselâm’a gelerek, “Ya Rasûlallâh! Göğsüm Kâsım’ın sütüyle dolup taşıyor. Keşke süt emme süresini tamamlayana kadar olsun yaşasaydı.” demişti. Peygamber Efendimiz süt devresini cennette tamamlayacaktır.” buyurunca“Keşke bunu kesin bir bilgiyle bilseydim ya Rasûlallah! O zaman onun acısına sabretmem kolaylaşırdı.”deyiverdi. Onun bu talebi, İbrahim aleyhisselâm’ın isteğine benziyordu.[14] Sevgili Peygamberimiz “İstersen Allâh’a duâ edeyim de sana onun sesini işittireyim.” buyurdu. İşte bu noktada Hz. Hatice annemizin muhteşem imanı devreye girdi ve hemen hemen hiçbir annenin geri çeviremeyeceği bu teklifi, “Hayır, yâ Rasûlallâh! Ben Allâh ve Rasûlü’nü tasdîk ediyorum.” diyerek reddetti.[15] Hz. Hatice annemizin Cennet yolcularının en önünde olması, onun bu yola çıkan ilk Müslüman kadın olmasının tabi bir sonucuydu. Çünkü İslâm dinindeki bir prensibe göre, iyi bir çığır açan kimse kendi sevabıyla birlikte o konuda kendisini takip edenlerin sevabından da pay alıyordu. Elbette ki bu durum kötü çığır açanlara yazılacak günah için de geçerliydi.[16] Hz. Hatice annemiz de Rasûlullah’a iman eden ilk kadın olarak kıyamet gününe kadar gelecek Müslüman kadınların sevabından hisse alacaktı. Fakat onların sevabı da azalmayacaktı. Aslında İslâm’ın öncüleri olan sahâbîlere, faziletçe kimsenin yetişememesinin sırrı da bu noktada gizliydi. En Sevgilinin En Çok Sevdiği İnsan Hz. Hatice annemiz, Rasûlullah aleyhisselâm’ın dünyada en çok sevdiği insandı. Bu durum vefat edene dek böylece sürüp gitti. Rasûlullah Efendimiz Hz. Hatice ile 30 yıla yakın bir süre evli kaldı ve bu süre zarfında başka hiçbir kadınla evlenmedi. Onun vefat ettiği yıl Efendimizin dünyadaki en hüzünlü yılıydı. Sevgili Peygamberimiz ömrü boyunca yakınlarıyla dostlarına iyilik yaparak ve hatırlarını sayarak ona olan sevgisini belli etti. Hz. Âişe bildirdiğine göre Rasûlullah aleyhisselam ne zaman bir koyun kesse, “Onu Hatice’nin dostlarına gönderin”buyururlardı. Hz. Âişe bir gün Onu kızdırıp “Hatice hâ!” deyince“Bana onun sevgisi bahşedildi”buyurdular.[17] Yine Hz. Âişe şöyle demiştir Ben Hz. Peygamber hanımlarından hiçbirisi hakkında, Hatice'ye karşı kıskançlığım derecesinde kıskanç olmadım. Hâlbuki ben Hatice'yi görmemiştim. Fakat Hz. Peygamber onun adını çok anardı. Çok defa koyun keserdi, sonra da etini uzuv uzuv parçalar, daha sonra onları Hatice'nin sâdık kadın dostlarına gönderirdi. Bâzı defa ben sabırsızlanarak, Hz. Peygamber'e hitaben “Sanki yeryüzünde Hatice’den başka hiç kadın yok.”deyince Rasûlullah da“Hatice şöyle idi, Hatice böyle idi.” diye iyiliklerini sayar ve “Ondan benim çocuklarım da var.” buyururdu.[18] Bir defasında Hz. Hatice’nin kız kardeşi Hâle, Rasûlullah’ı ziyaret edip yanına girmek için izin istemişti. Onun sesini Hz. Hatice’nin sesine benzeten Hz. Peygamber heyecanlanmış ve hâli değişmişti. Bu durum sevenin sevdiğini hatırlamasından başka bir şey değildi. Rasûlullah aleyhisselam Kendisini teskin etmek için, “Allahım! Bu Hâle’dir.” diye söyleniyordu…”[19] En Büyük Sevgiye Lâyık Hz. Peygamber’in Hz. Hatice’yi en güzel övgülerle andığı bir zaman Hz. Âişe annemiz“Onda ne buluyorsun. Allah Sana ondan hayırlısını verdi.” demişti. Hz. Peygamber ise“Allah bana ondan hayırlısını vermedi. İnsanlar beni yalanladığında o tasdik etti. İnsanlar benden mallarını esirgediklerinde o, malıyla destekledi. Allah başka hanımlarımdan bana çocuk ihsan etmediği halde ondan ihsan ederek rızıklandırdı.”buyurdu.[20] Yine Hz. Âişe annemizin kıskançlık gösterdiği bir vakit Peygamber Efendimiz kızıp hoş karşılamayınca Hz. Âişe “Seni hakla gönderen Allah’a yemin ederim ki, bundan sonra onu ancak hayırla anacağım.” diyerek özür beyan etti.[21] Hz. Hatice annemiz Allah’ın En Sevgili Kulunun sevgisine gerçekten lâyık bir insandı. Hayatı boyunca Hak davada hep O’nu desteklemiş, maddi ve manevi yardımlarıyla gölgesini üzerinden hiç eksik etmemişti. Hz. Hatice Peygamberimizin hatırını öyle sayıyordu ki, küçüklüğünde O’na sütannelik yapan Hz. Halîme kendilerini ziyaret edip kıtlıktan ve hayvanlarının helâk olduğundan bahsedince ona bir çırpıda kırk koyun ve üstünde kurulu tahtıyla bir deve bağışlamıştı.[22] Rasûlullah Efendimiz evlilikleri boyunca Kendisini üzecek hiçbir şey yapmayan[23] sevgili eşini hiç unutmadı. Hep hayırla andı. Allah Hz. Hatice annemize ve diğer annelerimize rahmet etsin. [1]AhzâbSûresi 6. Âyet. [2] Sevgili Peygamberimiz sas bir Hadis-i şeriflerinde, “Dünyada bana kadınlar ve güzel koku sevdirildi. Namaz da gözümün nuru kılındı.” buyurarak bu üç şeye işaret etmiştir.Nesâî, işratü’n-nisâ 1 Elbette bunların en sevgilisi ve sürekli huzur kaynağı olanı namazdır. [3] Öyle ki, Ebû Tâlib’in hanımı Fâtıma Hâtun vefat ettiğinde Rasûlullah aleyhisselâm kendi gömleğini ona kefen yapmış, kabrine önce kendisi inerek teessüründen ağlamış ve “Bu kadın beni doğuran annem gibiydi…”buyurmuştu. Hâkim, Müstedrek, III, 108 [4]Buhârî, Bedyü’l-Vahy 1. [5] İbn Hişâm, es-Siretü’n-Nebeviyye, I-IV Beyrut, ty. I, 257. [6]Zehebî, Siyer-i A’lâmi’n-Nübelâ, I-XXV I, 463; Ahmed, I, 209 – 210. [7] Bkz.TahrimSûresi 12. Âyet. [8] Yaşar Kandemir, “Hatice” DİA, XVI, 465. [9] Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 70; Tirmizî, Et’ıme 31. [10]Tirmizî, Menâkıb 61. [11]Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr 20. [12] Hâkim, Müstedrek, II, 496. [13]TahrimSûresi 11. Âyet. [14] Hz. İbrahim Peygamber Yüce Allah’a ölüleri nasıl dirilttiğini görmek için niyazda bulunmuştu “Hani İbrahim “Rabbim bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. Rabbi ona “Yoksa inanmadın mı?” deyince ise, “Hayır inandım Fakat kalbimin tatmin olması için bunu istiyorum demişti…” Bakara Sûresi 260. Âyet. [15] İbn Mâce, Cenâiz 27. [16]Müslim, Zekât 69. Ayrıca bk. Nesâî, Zekât 64. [17] Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe 75. [18]Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr 20. [19]Buhârî, Menâkıbü’l-Ensâr 20. [20]Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebir, thk. Hamdi Abdülmecid es-Selefî, I – XXV, Kahire 1404/1983 XXIII, 13. [21]Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebir, XXIII, 15. [22] İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, Thk. Dr. Ali Muhammed Ömer I – XI, Kahire, 1421/2001 c. 1 shf. 93. [23] İbn Hişâm, I, 257.
Türkçe sözlüklerde "Ishak" ifadesini detaylı bir şekilde araştırdık... Kısaca "Ishak" ne demek? 1. ibranice “gülme” anlamına geldiği söylenir. 2. hz. ibrahim’in 2 oğlundan biri olan ve ya’kub babası. peygamberdir. kur’an’da 17 yerde ismi geçen peygamberlerdendir. Kur’an-I Kerim’de adı geçen peygamberlerdendir. İbrahim oğludur. Yakub babasıdır. Ishak nedir? İlişkili sözcükler Ismail Duası kabul olunan. hz. ibrahim oğlu. ibrahim o’nu allah’a kurban olarak adamış ve sözünde durmak için harekete allah o’nu son anda cebrail aracılığıyla durdurmuş ve devamı... Ismail Duası kabul olunan. hz. ibrahim oğlu. ibrahim o’nu allah’a kurban olarak adamış ve sözünde durmak için harekete allah o’nu son anda cebrail aracılığıyla durdurmuş ve devamı... Ishak Kuşu Bataklık baykuşu. Baykuşlar Strigiformes takımının, baykuşgiller Strigidae familyasından, yurdumuzun Akdeniz sahil bölgesinde yerli, diğer bölgelerinde ise yazın kuluçkaya yatan, açık ve seyrek arazide meyve bahçelerinde, şehir içindeki park ve bahçelerde, devamı... çizgili Ishak Kuşu Kuşlar Aves sınıfının, baykuşlar Strigiformes takımının, baykuşgiller Strigidae familyasından, Türkiye’de yalnız Antakya, Gazi Antep, Şanlı Urfa ve Mardin civarında, park, bahçe ve açık arazilerde yaşayan, fare, kurbağa, kertenkele ve sümüklüböceklerle beslenen yerli bir tür. Çizgili baykuş. devamı... Ibrahim 1. inananların babası. 2. hakların babası. 3. kur’an’da ismi geçen ibrahim peygamber. İbrahim kelimesi, İbranicede baba anlamına gelen “eb”; ve cumhur demek olan “reham” kelimelerinden meydana gelmiştir. “Ebu-l cumhur” devamı... Azer Ateş. Hz. İbrahim’in babasının adı. ateş. ibrahim babası olduğu söylenir devamı... Yakub 1. erkek keklik. 2. ibranice, “takib eden, izleyen”. -hz. yusuf babası ve kur’an-ı kerim’de ismi geçen 25 peygamberden hz. ya’kub. hz. ishak oğlu. – türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır. devamı... Ilyas yağmurlara hükmeden israil peygamberi. kur’an-ı kerim’de 3 yerde adı geçen peygamberin ismidir. hızır olduğunu söyleyenler vardır Beni İsrail peygamberlerinden olup, Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen ve Tevrat’ta “Ella” diye devamı... Ilyas yağmurlara hükmeden israil peygamberi. kur’an-ı kerim’de 3 yerde adı geçen peygamberin ismidir. hızır olduğunu söyleyenler vardır Beni İsrail peygamberlerinden olup, Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen ve Tevrat’ta “Ella” diye devamı... Kabe Bir kimsenin taptığı, kutsal saydığı yer. Mekke’de bulunan, Müslümanlarca ziyaret ve tavaf edilen kutsal yer. devamı... Ishak ne demek sözlük anlamı nedir sorusunu farklı sözlüklerden yararlanarak yanıtladık. Paylaştığımız bilgilerde eksik veya hatalı bir şey var ise, buraya tıklayarak bize bildirebilirsiniz.
Mevlana’nın Yedi Öğüdü 1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. 2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. 3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. 4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. 5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. 6. Hoşgörülülükte deniz gibi ol. 7. YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN, YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL. Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Ey oğul! Eğer gözünü açarsan hilm suyunun da, hışım ateşinin de Hakk’tan olduğunu görürsün. Her gülmeler, ağlamalarda gizlidir. Ey saf ve temiz kişi, defineyi yıkık yerlerde ara. Huy peşinde yürü, iyi huyluyla düş kalk. Gül bağına bak, nasıl gülün huyunu almış. Edepten dolayı bu felek nura gark olmuştur Yine edepten dolayı melekler, masum ve tertemiz olmuşlardır. Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok. Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış, oysa önünde yüzlerce dağ var. Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır. Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir. Bilgi bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır. Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek. Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek, Allah’ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir. Dert, insana yol gösterir. İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur. Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz. Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar. Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun. Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal, O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur. Sabır, genişliğin anahtarıdır. Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan. Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir. Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar. İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize. Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir. Öküz, ansızın Bağdat’a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür. Bal yiyen arısından gocunmaz. Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker. İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste. Eğri ayağın gölgesi de eğridir. Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.
Bu sayfada Dacik nedir Dacik ne demek Dacik ile ilgili sözler cümleler bulmaca kısaca Dacik anlamı tanımı açılımı Dacik hakkında bilgiler resimleri Dacik sözleri yazıları kelimesinin sözlük anlamı nedir almanca ingilizce türkçe çevirisini bulabilirsiniz. Dacik nedir, Dacik ne demek Yerel Türkçe'deki anlamı İslâm dininden başka dinde olanlar. Ermeni. anlamı, kısaca tanımıErmeni Ermenistan'da ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan halk veya bu halktan olan kimseYahudi Hz. Musa'nın dinine bağlı olan kimse, Musevi, Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, İyi, güzel, Ermek "Hey, bana bak, baksana" anlamlarında bir seslenme sözü. Cümlede rica anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz. Üzerine dikkati çekmek için söylenen söze katılan bir dillerde Dachshundköpeği anlamı nedir?İngilizce'de Dachshundköpeği ne demek ? dachshund dog Sayfa düzgün görüntülenmiyorsa, lütfen sayfayı yenileyin. F5
hz musa nın güzel sözleri