'Göz tansiyonu ihmale gelmez' Çorum Özel Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Serkan Güreser, 7-13 Mart Glokom Haftası ve 12 Mart Glokom Günü kapsamında glokom (göz tansiyonu) hastalığı ile ilgili bilgiler verdi. Aybars Akkor. 01.12.2016. Bel Kayması. Boyun fıtığı rahatsızlığı, bel fıtığına benzer etkileşiml 0 Yorum. Devamini Oku. Doç. Dr. Murat Sayın kimdir? 1975 yılında Hollanda'da doğdum. İzmir Atatürk Lisesi'nden 1994 yılında, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 2000 yılında mezun oldum. 2001 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Fizyoloji Doktorası'na başladım. 2002 yılında Celal Bayar Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi eğitimime Kanal İstanbul’dan günde 150-160 gemisinin geçmesini hedefliyoruz. Kanal gemi trafiğini yavaşlatmayacak, tam tersine hızlandıracaktır. KANALIN SUYU DURGUN OLMAYACAK HisarOmurga Sağlığı, İstanbul’da Anadolu yakasındaki yüksek teknolojik tanı cihazları ve ameliyat olanaklarına sahip en yetkin merkezlerden biridir ve bu ihtiyacı önemli ölçüde karşılamaktadır. Faset eklemleri omur cisminin arka elamanlarını birbirine bağlar. Faset eklemleri vücudun diğer bölgelerindeki eklemlere HepatitA İhmale Gelmez! Konuyu Hazırlayan: Doç.Dr.Jale Erten & Hem. Yasemin Yazgünoğlu. HEPATİT A NEDİR ? Hepatit A son derece bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Halk arasında sarılık adıyla bilinir. Hepatit A karaciğeri tutar ve hastalığa neden olur. MYRGDDL. Dar kanal hastalığının doğumsal ya da edinsel olarak iki tipi vardır. En sık karşılaştığımız tipi; omurga eklemininin dejeneratif artriti nedeni ile olur. Bu eklem artritinde, kıkırdak doku incelir ve eklem kapsülü gevşer. Hareket kabiliyeti artar ve osteofitler ortaya çıkar. Osteofitler hareketli segmentin hareketini kısıtlasa da, faset eklem omurga kanalını daraltır. En sık L4-5 seviyesinde görülür. Dejeneratif durumlar Sekonder değişikliklerle yaşlanma süreci dar kanalın en sık nedenlerindendir. Artritin iki formu omurgayı etkiler. Bunlar osteoartrit ve romatoid artrittir. Osteoartrit Artritin en sık görülen çeşididir. Orta yaş ve daha üstü yaşlarda ortaya çıkar. Kroniktir. Pek çok eklemi etkiler. Eklemlerdeki kartilaj doku tabakasında ortaya çıkar. Kemik spur ve aşırı kemik gelişimi eşlik eder. Ve kıkırdak fonksiyonunu bozar. Dejeneratif süreç, faset eklemlerini ve diski de etkiler. Disk dejenerasyonunda faset eklemlerin büyümesine ve omurilik kanalının daralmasına neden olur. Romatoid Artrit Genellikle, genç yaştaki insanları etkiler. Dar kanalla, bire bir ilişkisi olmamasına rağmen eklemdeki sinovial membranı bozar ve eklem fonksiyonunu etkiler. Romatoid artriti olan hastalarda, omurga eklemlerinin en çok hareketli olan bölümleri en sık etkilenen bölümleridir. Edinsel Durumlar Omurga tümörleri, omurilik kanalına inflamasyon ve doku büyümesi ile birlikte etkilerini gösterirler. Travma, omurga kırıkları ya da bel kaymasının ortaya çıkması kanalı daraltabilir. Paget hastalığı kronik ve kemiklerin büyümesine neden olan bir hastalıktır. Aşırı kemik büyümesi ve kemik dokuda ortaya çıkan bozulmalar neticesinde kanal daralabilir. Posterior longitudinal ligamentte kalsifikasyonların ortaya çıkması ligamentin genişlemesi ve sonucunda kanalın daralmasına neden olabilir. Dar kanal, aksiyal görüntülerine göre kanal, santral darlık ve lateral darlık olarak iki forma ayrılabilir. Santral olan darlıkta, dura ve içerisinde nöral elemanlar basıya uğrarken; lateral formlarda sinir kökleri özellikle foramen dediğimiz sinir çıkış deliklerinde sıkışırlar. Foraminal yükseklik normalde 20-23 mm arasında değişir. Dar kanalda ise bu 15 mm nin altına iner. Bu nöral damarlarda ve sinirlerdeki sıkışma, venöz konjesyon ve nöronal arterial iskemi, hastada nörojenik kladikasyoya yol açar. Kimlerde Dar Kanal Görülür? Kadınlarda, erkeklere göre daha sık gözükür. En sık; 50 yaş üzerindeki kadın ve erkeklerde görülür. Ancak, daha genç yaştakilerde de doğumsal ya da travma sonrası görülebilir. Dar Kanalın Belirtileri Hiçbir belirti olmadan da omurilik kanalı daralabilir. Ancak, kanal darlığı sonucu omuriliğe, sinir köklerine ya da kauda equinaya bası meydana gelirse, yavaş yavaş dar kanalın belirtileri gözlenmeye başlar. Bel omurgasında dar kanalı hastalığı olan hastalarda, boyun omurgasında da dar kanal görülebilir. Fiziksel ve klinik bulgular, ani gelişmez. Hastaların %95’inde bel ve bacak ağrısı siyatalji, %91’inde nörojenik kladikasyo gözlenir. Nörojenik kladikasyo, genellikle her iki bacağı etkiler. Ağrı yayılımı, etkilenen sinirin bölgesine bağlıdır. Hastalar ağrıları ve uyuşukluğu daha çok kalça bölgesinde veya uyluk proksimalinde hissederler. Öne eğilmek, oturmak, uzanmak ağrıyı azaltırken; uzun süre ayakta durmak ve beli geriye doğru eğmekle yakınmalar artar Öne eğilmek, omurilik kanalında genişlemeye neden olur ve ağrı azalır. Bacaklarda uyuşma, kramp, kuvvetsizlik felç gözlenebilir. İstirahatle ağrı geçmez, idrar kaçırma meydana gelebilir. Hastadan yürümesi istendiğinde, bir süre sonra ağrılar yoğunlaşmaya başlar ve hasta öne eğik bir postürde yürümeyi tercih eder. Oturması istendiğinde ağrı yakınmaları azalmaya başlar. Dar kanal hastalığı olan hastalar için çok tipik bir durumdur. Hastalığın nadiren ileri aşamalarında, kauda equina sendromu meydana gelebilir. Hastada, idrar ve büyük abdest kaçırma, seksuel fonksiyonlarda bozulmaimpotans, her iki bacakta kuvvetsizlikfelç, yoğun derecede hissizlik, uyuşma meydana gelir. Bu durumda, acil olarak hasta ameliyat edilmelidir. Dar Kanalın Tanısı Doktor, dar kanal hastalığı ile diğer hastalıklar arasında ayırıcı tanıyı yapmak için değişik tanı yöntemleri kullanabilir. Öncelikle, hastanın öyküsü alınır. Yakınmaların ne zaman başladığı, nerede ağrı olduğu, diğer sağlık problemleri doktor tarafından sorgulanır. İkinci aşamada hastanın fizik muayenesi yapılır. Doktor hastanın kuvvet, refleks, duyu gibi ayrıntılı nörolojik muayenesi yaparak bulguları not eder. Röntgen; en temel tanı araçlarından birisidir. Bel omurgasının X ışınıyla iki yönlü grafileri çekilir. Bu tetkikle; travma sonrası omurga kırıkları, bel kayması, tümör, kalsifikasyon ile bulguları görülebilir. Tomografi; X ışınlarının farklı açılardan gönderilmesiyle tarama yapılır. Bu tarama bilgisayar tarafından analiz edilir. Kemik dokulara daha duyarlı olması nedeni ile uygun durumlarda tercih edilir. MRManyetik Rezonans görüntülemede ise güçlü manyetik alanlar oluşturularak tarama yapılır. Tarama sonucu 3 yönlü kesitler, bilgisayar tarafından analize edilerek görüntülenir. MR, yumuşak dokulara daha duyarlı bir tetkiktir. Dar kanal hastalığında, MR yada tomografide yapılan aksiyal görüntülemelerde kanal çapı ölçülerek rahatlıkla tanısı konulur. Kanal çapı, 10 mm’ nin altında ise kesin stenozis; 10-13 mm. arasında ise rölatif stenozis olarak adlandırılır. Normal kanal çapı daha fazladır. Semptomlar kanal çapıyla daima ilişkili değildir. Önemli olan nöral dokulara verdiği hasarın derecesidir. Düz grafilerde, disk mesafesinde yükseklik kaybı ya da osteofitler görülebilir. Omurga kayması tespit edilebilir. Dar Kanal Tedavisi Semptomlar, genelde konservatif tedaviye cevap verir. Bel ağrısı, bacak ağrısı ve nörojenik kladikasyo olsa bile çoğu hastada konservatif tedavi etkilidir. Konservatif Tedavide Uygulananlar Nonsteroid antienflamatuar ilaçlar Epidural steroid enjeksiyonları Hareket kısıtlaması, yatak istirahati Fizik tedavi, bel egzersizleri Bel korseleri Alternatif Tedaviler Şiropraksi Akupunktur Dar Kanal Ameliyatı Konservatif tedavilere rağmen, cevap alamayan hastalara ameliyat önerilebilir. Hastada felç, idrar ve büyük abdest kaçırma, şiddetli ağrı, uyuşma, yürümede güçlük varsa ameliyat kararı daha hızlı verilmelidir. Dar kanal ameliyatındaki amaç, omuriliği, sinir köklerini baskıdan kurtarmak ve omurga dizilimini restore etmektir. Dar kanalın ameliyatı, dekompresif laminotomi ya da laminektomiyle, omurga kemiğinin laminaları çıkartılarak, kanal çapı genişletilir. Bası yapan kemikler ve fıtıklar alınarak sinir ve omurilik rahatlatılır. Cerrahın tercihine göre füzyon omurga implantı kullanılması yapılır ya da yapılmayabilir. Dar Kanal Ameliyatının Riskleri Nelerdir? Tüm ameliyatlarda da olduğu gibi, genel anestezi alacak yaşlı hastalarda ameliyatla ilgili riskler her zaman vardır. Ameliyatta en sık karşılaşılan durumlar, dura adını verdiğimiz zarın yırtılması, enfeksiyon, kanama ve emboli pıhtı oluşumu sonrası damar tıkanıklığı riskidir. Bunlar tedavi edilebilir. Fakat iyileşmeyi geciktirebilir durumlardır. Dar Kanal Ameliyatının Uzun Dönem Sonuçları? Sinir ve omurilik üzerindeki baskının kaldırılması, ağrının azalmasına neden olur. Hastalar genelde ameliyat öncesine göre rahat ederler, yürüme süreleri artar. Ancak, ameliyat öncesi süreçte, uzun süre şiddetli ağrılarla yaşayan hastalarda, sinir hasar gördüğü için bir miktar ağrı ve uyuşma yakınmaları kalıcı olabilir. Ayrıca, omurgadaki dejeneratif sürecin devam etmesi nedeni ile tekrar operasyonlar gerekebilir. Bilimsel çalışmalar bize gösteriyor ki; ağrı yakınmasının geçmesinde ve fonksiyonel iyileşmede; cerrahi tedavi, konservatif tedavilere göre daha üstündür. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan Abdulhamid Han Genel Cerrahi-Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Ahmet Ziya Balta kasık fıtığı ile ilgili bilinmesi gerekenleri fıtıkları erkeklerde kadınlara göre 8 kat daha sık görüldüğünü dile getiren ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan Abdulhamid Han Genel Cerrahi-Bariatrik ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Ahmet Ziya Balta kasık fıtığı ile ilgili konuyla ilgili görüşlerini fıtığı nedir?Karın içi organların özellikle barsaklar kasık bölgesindeki zayıf noktalardan dışarı doğru çıkmaya çalışması sonucunda oluşan şişliklere kasık fıtığı denir. Karın içi organlara ait fıtıklaşma en sık kasık bölgesinde görülür ve karın ön duvarı fıtıklarının yaklaşık %70-75’i kasık fıtıklarıdır. Dünya genelinde her yıl 20 milyon kasık fıtığı ameliyatı fıtığı neden oluşur?Kasık bölgesi karın ön duvarının en zayıf noktalarından biridir. Bu bölgede bulunan kanal inguinal kanal içinden erkeklerde doğumdan önce testisler geçerek olması gerek yere göç eder ve içinde testise giden damarlar spermleri taşıyan kanal kapanır. Kadınlarda ise bu kanaldan rahmi askıda tutan bağ geçer. Doğum sonrası kapanması gereken kanal kapanmaz ya da zayıf kapanırsa zamanla buradan fıtıklaşma olur. Ayrıca kasık bölgesinde kanal dışında 2 ayrı zayıf nokta daha vardır. Bunlardan biri bacak damarı kenarındaki femoral kanal diğeri içTüm kasık fıtıkları benzer midir?Kasık bölgesindeki farklı zayıf noktalardan kaynaklanan 3 çeşit kasık fıtığı vardır. Bunlar inguinal kanaldan geçen indirekt kasık fıtığı, kanaldan geçmeden iç kenarından çıkan direkt kasık fıtığı ve bacaktan dönen damar olan femoral damar kenarından çıkan femoral fıtıktır. Ancak kasık bölgesindeki fıtıkların %90’dan fazlası direkt ve indirekt olandır. Femoral fıtık yaklaşık %5-7 oranındadır ve sıklıkla kadınlarda durumlar kasık fıtığına neden olur?Karın kapalı bir ortam olduğu için karın içi basıncı artıran durumlarda organlar zayıf nokta olan kasıktan çıkmaya çalışır. Karın içi basınç artışı nedenleri;Kabızlık,İdrar yapma güçlüğü prostat büyümesine bağlıIkınarak işeme alışkanlığı Kadınlarda hamilelikKroniksürekli öksürmeKilo artışı obeziteSportif aktivite ağırlık antrenmanlarıKasık fıtığı nasıl belirti verir?Kasık bölgesinde ağrı ile beraber olan şişlik ya da ağrı olmaksızın sadece şişlik şeklinde belirti verir. Bazen şişlik olmadan yalnızca ağrı yaparak belirti verebilir. Kasık fıtıklarındaki şişliğin özelliği ıkınmak ve öksürmek gibi karın basıncını artıran manevralarda şişlik büyür, bazen şişlik çok büyüyerek erkeklerde skrotum denilen testis derisi içine doğru iner yatınca ya da el ile bastırıldığında kaybolur. Ancak bazı durumlarda elle yatma ya da elle bastırınca geri gitmez ise buna fıtık boğulması denir. Kasık fıtığı nasıl tedavi edilir?Cerrahi Tedavi Kasık fıtığı ve buna bağlı şikayetleri olan hastalarda cerrahi olarak fıtığın düzeltilmesi asıl tedavidir. Yakın Gözlem Kişinin günlük aktivitelerini bozmayan, ileri yaşta olup ameliyat riski taşıyan ve şikâyete sebep olmayan bazı fıtıklar cerrahın kararı yakından gözlemek şartıyla takip edilebilir. Medya Ege Kaynak Dikkat! Kasık fıtığı ihmale gelmez! Dünyagöz Adana Hastanesi Doktoru Yetkin Özgan, 'göz kanlanması'nın ihmale gelmeyeceği uyarısında bulunarak, "Göz kanlanması; üveit, enfeksiyon, ramotolojik hastalıklar ve troid gibi hastalıkların belirtisi olabilir" dedi. Hemen hemen herkesin yaşadığı, ancak çoğu zaman 'geçer' diye önemsenmeyen göz kanlanması sorununun, birçok göz hastalığının da habercisi olabileceğini kaydeden Özgan, göz kanlanmasının; gözün beyaz olan kısmının ön yüzeyini örten zar tabaka olarak bilinen konjoktiva yüzeyindeki damarların genişlemesi sonucu oluştuğunu anlattı. Özgan, "Çok ender olarak da bu damarlarda olan çatlamalar kanlanmaya neden olur. Kanlanma tek bir gözde, sıklıkla da her iki gözde görülür. Bazı zamanlar göz yorgunluğu, klimalı, aşırı sıcak veya soğuk ortamlar ya da bilgisayar başında uzun süre çalışmak gibi nedenlerin tetiklediği göz kanlanması, üveit, göz tansiyonu, troid ve ramotolojik gibi ciddi hastalıkların habercisi olabilir" dedi. "GÖZ KANLANMASI İHMAL EDİLMEMELİ" Göz kanlanmasının ciddiye alınması gerektiğinin altını çizen Özgan, özellikle tek gözde yaşanan kanlanmanın riskli olduğunu ifade ederek, kanlanmanın genelde konjoktiva tabakasını da içeren bir tahrişe veya iltihabi sürece bağlı olduğunu anlattı. Yetkin Özgan, "Göz kuruluğu, allerjik reaksiyonlar, mikrobik durumlar, yabancı cisimler, travma, ani çıkışlı göz tansiyonu, üveit olarak bilinen göz içi iltihabı, kirpik dibi iltihabı, güneşe ve ultraviyole ışıklara maruziyet, sistemik hastalıklar göz kanlanmasının nedenlerinden birkaçıdır. Romatolojik hastalıklar ve tiroid hastalıklarında da gözlerde kanlanmalar görülebilir. Gözde kan oturmaları ise belli bir bölgede yerleşimli olup genelde kol tansiyonun yüksekliğine, travmalara ve ıkınma gibi ani göğüs kafesi basıncı artışına bağlı olarak oluşur. Göz kanlanması ihmal edilmemeli, bir hekime başvurulup nedenleri araştırılmalı" ifadesini kullandı. "Ağrı VE SULANMA VARSA ACİL DURUM SÖZ KONUSU" Göz kanlanmalarının özellikle ağrı, sulanma ve görme kalitesinde azalmayla birlikte olduğu zaman acil durum teşkil ettiğini belirten Özgan, açıklamasını da şöyle sürdürdü; "Tedavi altta yatan etkene göre yapılır. Yabancı cisim varlığında cismin çıkartılması, ani göz tansiyonu varlığında tansiyonun düşürülmesi ve tedavisi, üveitlerde gerekli tedavinin yapılması ve sistemik rahatsızlıkların araştırılması, ultraviyole yanıklarında gözün uygun ilaçlar eşliğinde belirli süre kapatılması gerekir. Göz kızarıklığına neden olan olay göze kimyasal bir sıvının veya gazın gelmesi ise ilk yapılacak olan iş saniyeler içerisinde gözün ve çevresinin bol suyla yıkanması sonrasında en yakın sağlık merkezine ulaşılması olacaktır. Kontakt lens kullanıcılarında olan kanlanma ve ağrılarda kontakt lens kullanımı kesilip en kısa zamanda göz muayenesi yapılmalıdır. Alerjik durumlarda güneş gözlüğü ve gölgelikli şapkaların kullanımı önerilir. Şiddetli alerjik reaksiyonları tedavisi kısa sürede başlanılmalı." - ADANAİhlas Haber Ajansı / Yerel Ağrı Yerel Haberler Bu haber 04 Ağustos 2020 - 1314 'de eklendi ve 103 views kez Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timuçin Çil, kanserin sinsi bir hastalık olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Pandemi döneminde tüm dünyada kanser tanısının azaldığına dikkati çeken Prof. Dr. Çil, bunun da Covid-19 endişesiyle hastaneye başvuru oranındaki düşüşten kaynaklandığını dile Vuhan kentinde ortaya çıkan ve küresel yayılım gösteren Covid-19 dünya düzeninde köklü bir değişime neden olurken alışkanlıklarımızı da yeniden şekillendirdi. Pandemi öncesi en küçük rahatsızlığımızda hekime müracaat ederken, salgın sonrası Covid-19 bulaşma endişesi insanları hastanelerden Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi ve Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Adana Şube Başkanı Prof. Dr. Timuçin Çil, hekime başvuru oranlarındaki azalmanın yakın gelecekte karşı karşıya kalacağımız ciddi sağlık problemlerinin habercisi olduğunu döneminde tüm dünyada kanser tanısındaki azalmayı örnek gösteren Prof. Dr. Timuçin Çil, “Kanser azalan bir hastalık değil. Aksine artan bir hastalık. Ancak kanser belirtileri gösteren potansiyel hasta adaylarının bu süreç içerisinde Covid-19 bulaşma endişesiyle hastaneye ya da hekime başvurmadığını görüyoruz. Bunun sonucu olarak da kanser tanısında azalma yaşandı.. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte bizi ciddi bir problem bekliyor. Hastaneye başvurulmamasından kaynaklı olarak erken tanı alacak hastaların, geç dönemde tanı alması ve hastalığın ileri evrelere ulaşması sorunuyla karşı karşıya kalacağız” dedi.“ERKEN TANI TEDAVİDE BAŞARIYI GETİRİR”Kanserin sinsi bir hastalık olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Timuçin Çil, “Kanserde erken teşhis hastalığın tedavisinde büyük önem taşıyor. Hastalığı ne kadar başında yakalarsanız tedavi süreci o kadar kolay ve başarı o derece yüksek olur. İlerleyen evrelerde ise tedavi zorlaşacağı gibi başarı oranı da düşecektir. Bu nedenle kanser belirtisi görülen hastalara en önemli önerimiz mutlaka ama mutlaka vakit kaybetmeden hekime başvurmaları yönünde” diye süreci devam etmesine rağmen hastaneye gitme konusunda çekinceleri bulunan hastaları da uyaran Prof. Dr. Timuçin Çil, “Virüs salgını endişesiyle hastaneye gitmemek doğru bir yaklaşım değil. Çünkü kanser tedavisi acil bir tedavidir, geciktirilemez ve ertelenemez. Tanısı olup tedavi edilen veya takipteki kanser hastaları için ise; hastayı takip eden tıbbi onkoloğun uygun görmesi halinde kemoterapi süreleri ya da uygulanan diğer tedavi yöntemleri konusunda hastanın faydasına olacak şekilde değişiklik yapabilir. Bunun dışında hasta mutlak suretle doktoruyla irtibat halinde olmalı, tıbbı onkoloğun uyguladığı program dahilinde sosyal mesafe, maske kullanımı ve el hijyenine dikkat ederek hastaneye giderek tedavisini yaptırmalıdır” ifadelerini kullandı. Çocuklardaki görme kusurlarının erken yaşta tedavisinin büyük önem taşıdığı, bulanık görmeye neden olan göz hastalıkları ilk 4 yaş içinde tedavi edilmediği takdirde, bu kusurların göz tembelliğine yol açtığı bildirildi. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nuray Akyol, çocukların küçük yaşlardan itibaren göz sağlıklarının takip edilmesinin çok önemli olduğuna dikkati çekti. Akyol, herhangi bir görme kusuru göze çarpmayan miniklerin dahi belirli aralıklarla kontrolden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Bebeklerin 6-12 ay, büyüyünce de 4-6 yaş arasında belirli aralıklarla göz muayenesi olmalarının gerekli olduğunu anlatan Akyol, ''Çünkü bu muayeneler sırasında şaşılık ile kırma kusurlarının yanı sıra katarakt, göz tümörü ve göz tansiyonu gibi göz içi hastalıklar erken teşhis edilebilir. Böyle bir göz kusuru saptanan çocuğa, gözlük ya da cerrahi müdahale önerilir'' dedi. Görmenin olgunlaşmasının 4 yaşında tamamlandığını ifade eden Akyol, ''Bulanık görmeye neden olan göz hastalıkları ilk 4 yaş içinde tedavi edilmezse, bu kusurlar göz tembelliğine yol açtıkları için hiçbir zaman tam olarak giderilemez'' diye konuştu. Görme kusurlarının çocukların okuldaki başarılarını olumsuz etkilediğine işaret eden Akyol, bunların büyük bölümünün aileler, öğretmenler hatta çocuklar tarafından fark edilmediğini bildirdi. Güncelleme Tarihi 20 Ekim 2007, 0627

dar kanal hastalığı ihmale gelmez