şiir, aşk, mektup , hüzün , efkar ,ayrılık , orman , deniz,acı, yakamoz, gün doğumu, med cezir ,martı , dalga , bulut,çöl, yağmur, Sümela Manastırı ve Patara’daki Deniz Feneri. Mehmet MAKSUDOĞLU tarafından yazıldı. 02 Mayıs 2021 tarihinde yayınlandı. 27 Nisan 2021 Salı günü, Türkiye Cumhûriyeti Devleti’nin resmî televizyon kanalı TRT de akşam haberlerini veren sunucu, “biraz da sevindirici haberler” vereceğini coşkuyla, içten gelen Şile Deniz Feneri Yapımı 1856’da tamamlanan Şile Deniz Feneri, deniz seviyesinden 60 m yükseklikteki kayalıkların üstünde konumlanıyor. 19 metre yüksekliğine sahip olan deniz feneri, dünyanın aktif olan en büyük ikinci feneri olup, Türkiye’nin aktif en büyük feneri konumunda. Den(iz) şairine ait DENİZ FENERİ şiiri okumak için tıklayın. Den(iz) şairininin tüm şiirlerine edebiyatdefteri.com'dan ulaşabilirsiniz. Deniz Feneri Nedir, Deniz Feneri Ne Anlama Gelir, Deniz Feneri Ne Demektir, Deniz Feneri Anlamı Nedir ile ilgili bilgileri bu yazıda paylaşmaya çalıştım. Deniz Feneri ile ilgili internet ortamındaki ve diğer ansiklopedi gibi bilgi kaynaklarından elde ettiğim bilgileri yazımda paylaştım. Yararlı olmasını dilerim. DenizFeneri şiirini okumak için tıklayın. Nihal Tezcan tarafından yazılan Deniz Feneri şiiri ve diğer şair Nihal Tezcan şiirleri Antoloji.com'da. cqKP. Kumanya yardımı nasıl alabilirim? İhtiyaç sahiplerinin gıda ihtiyacının karşılanabilmesi adına kumanya yardımları yapılmaktadır. Kumanya yardımı, bir kişinin ya da ailenin belirli bir süre gıda ihtiyacını karşılayacak şekilde hazırlandığından dolayı ailelerin daha sağlıklı ve yeterli beslenebilmesi adına kumanya yardımı oldukça önemli yardımlar arasında bulunmaktadır. Kumanya yardımı nasıl alabilirim ya da kumanya yardımı nasıl yapabilirim gibi durumlarda Deniz Feneri üzerinden gerekli olan tüm işlemler sürdürülebilmektedir. Yardımseverler ile ihtiyaç sahiplerinin bir araya getirildiği ve yardımların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığı Deniz Feneri’nde böylece daha hızlı bir şekilde süreç ilerleyerek daha fazla kişiye erişilebilmektedir. Kumanya yardımı nasıl alabilirim? Ekonomik durumu olmayan ve yardıma ihtiyaç duyan vatandaşların kumanya yardımı nasıl alabilirim sorularına cevap bulabilmesi adına Deniz Feneri iletişim kanallarını kullanması yeterli olmaktadır. Gıda desteğine ihtiyaç duyan tüm kişi ve ailelerin iletişim kurabileceği Deniz Feneri’nde aileler için öncelikle inceleme süreci yapılmaktadır. Telefon, mail ya da şubeler aracılığı ile yapılacak başvurularda bu incelemeler sonucu kişi ya da ailelerin gerçekten ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilirse, kumanya yardımı yapılmaya başlanmaktadır. Kumanya yardımı bir defa yapılan bir yardım olmadığı gibi mevcut şartlar dahilinde ailelerin ihtiyaç durumu devam ettikçe kumanya yardımı gibi farklı yardımlar yapılmaya devam etmektedir. Bu nedenle Deniz Feneri’ne bağış yapacak olan kişilerin düzenli bir şekilde bağışlarda bulunması hem ailelerin gıda ihtiyacının karşılanmasını hem de daha fazla kişinin bu imkandan yararlanmasını sağlar. Kumanya yardımı başvurusu Kumanya yardımı başvurusu yapmak isteyenlerin erzak kolileri ile ilgili Deniz Feneri iletişim bilgilerini kullanması yeterli olmaktadır. 0212 414 60 60 numaralı telefon üzerinden yapılacak görüşmeler ile kumanya yardımı başvurusu iletilebilir. Başvurularda kişilerden detaylı bilgiler istenecektir ve ardından inceleme sürecine geçiş yapılacaktır. Türkiye ve dünya genelinde binlerce kişiye ulaşan Deniz Feneri, yardıma ihtiyaç duyan kişiler için sürekli bir güncelleme yapmakta ve kontrollerini sürdürmektedir. Böylece yeni kişiler listeye eklenebildiği gibi artık yardıma ihtiyaç duymayan kişilerin de yardım listesinden çıkarılması ile yardımların gerçekten ihtiyacı olan kişilere ulaşması sağlanmaktadır. En Güzel İstanbul şiirleri kısa sayfamızda, amatör ve ünlü şairlerden İstanbul ile ilgili şiirleri Hikmet Par Bizans göründü karşıdan şiiriFazıl Hüsnü Dağlarca Fetih zamanı şiiriEnder Şahin İstanbul şiiriOrhan Veli Kanık İstanbul Türküsü şiiriEnder Şahin İstanbul’umu özlüyorum şiiriAli Asker Barut Kızkulesi şiiriİbrahim Minnetoğlu İstanbul’un fethi şiiriNecip Fazıl Kısakürek canım İstanbul şiiriÜmit Yaşar Oğuzcan İstanbul şiiriFaruk Nafiz Çamlıbel İstanbul Şehremini Cemil Paşa’ya şiiriNazım Hikmet İstanbul’da şiiriAbdülhak Hamid Tarhan İstanbul düşman istilası altında iken Çamlıcada şiiriAttila İlhan İstanbul ağrısı şiiriNizami Sunguroğlu İstanbul şiiriZiya Osman Saba İstanbul şiiriEmrah Ceylan sevgili İstanbul şiiriTayyip Atmaca İstanbul şiiriArif Hikmet Par Bizans göründü karşıdan şiiriGeldik surların önüne, İçimizde garip bir sevinç Tamamlamışız vuslatın tadını Böyle kardeş kardeş gülümser, Boğaz’ın mavi rüzgârları, Bir esinti sarhoşluğu içinde İstanbul sizin bizim olacak İstanbul, İnanmışız, Denizlerden, dağlardan, ovalardan gelen Bu nurlu bahar içinde ellerimizde açacak, İstanbul çiçek çiçek. Şimdi surlar önünde dalgalanan bayrak, Yarın Bizans göklerine Hikmet PARFazıl Hüsnü Dağlarca Fetih zamanı şiiriHavanın mavisinde, denizin yeşilinde Bir türkü, Orta Asya’dan beri duymuşuz. Anamızın sütünden bayraklara kadar Yüce fetihle gecemizi yıldızlar Burçlardan yana uyanmışız. Bir yazı gibi tepeler alnında Yazılmışız, ile kuvvet ile aşk ile Kaderin büyüsünü bozmuşuz. Görmüşüz suretini güzelliğin Koca feleklere yarısı gök; Önünde şehit şehit durmuşuz, Cihanın yarısı İstanbul Hüsnü DAĞLARCAEnder Şahin İstanbul şiiriBenden öncede sana aşık olanlar vardı Benden sonrada oldular. Ne aşklar yaşandı sende, Ne aşklar son buldu yine sende. Hiçbir güzel senin kadar sevdiremedi kendini, Hiçbir sevgili unutturamadı seni. Rüzgarın birbaşka eser akşamlarında Sonbahar bir başka sarıdır yapraklarında Yedi tepen gelinlik giyer kışlarında Çiçekler erken açar erik ağaçlarında Yazı yaşayamaz olsamda kıyılarında Sen benim ilk ve son aşkımsın İSTANBUL..Ender ŞAHİNOrhan Veli Kanık İstanbul Türküsü şiiriİstanbul’da, Boğaziçi’nde, Bir garip Orhan Veliyim; Veli’nin oğluyum, Tarifsiz kederler içinde. Rumelihisarı’na oturmuşum, Oturmuş da bir türkü tutturmuşumİstanbul’un mermer taşları; Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları; Gözlerimden boşanıyor hicran yaşları; Edalım, Senin yüzünden bu halim. İstanbul’un orta yeri sinema; Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama; El konuşur, sevişirmiş, bana ne? Sevdalım, Boynuna vebalim!İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim. Bir fakir Orhan Veli; Veli’nin oğlu, Tarifsiz kederler Veli KANIKEnder Şahin İstanbul’umu özlüyorum şiiriAnıların Koynunda bir sevda yaşıyorum Dantel işlemeli perdelerin pencerelerini süslediği Naftalin kokusu ile çiçek kokularının kucaklaştığı evleri olan Arnavut kaldırımlı sakakların Ahşap direklere takılı lambalarla aydınlatıldığı Sabahları kumru sesleri ile uyandığım Bahçe duvarlarından sarkan hanımellerine dokunduğum İstanbul’umu ŞAHİNAli Asker Barut Kızkulesi şiiriDenizin ortasında Uykusu kaçmış bir gemi Bütün ışıklarını açıyor Uzaktan çapkın çapkın Göz kırpıyor deniz feneri Ay doğuyor, sandallar toplanıyor bir araya Kaçın kurası Üsküdar vapuru Saat başı görücü gönderiyor Güvertesinden bir kuşu Onunsa derdi başka bambaşka Her şairle ayrı Adı çıktığından beriAli Asker BARUTİbrahim Minnetoğlu İstanbul’un fethi şiiriAştık geçilmez dağlar üstünden Öyle vakur, öyle heybetli Vardık ot bitmeyen vadilere Ayağımız değdi yeşerdi!Gönlümüzde büyüklüğü Asya’nın Yıktı köhneliğini orta zamanın Zamanın karanlığı ortasında Şimşek örneği parlayan kılıcımız Nur yağdırdı aydınlık yeni günlere Eskilik, karanlık düşüverince yere, Dağlar, denizler misali, Yol verdi gemilere!Sustu kulakları tırmalayan çan; Burca bayrak dikince Ulubatlı Hasan!İbrahim MİNNETOĞLUNecip Fazıl Kısakürek canım İstanbul şiiriRuhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda benim canim; Vatanim da vatanim… İstanbul, İstanbul…Tarihin gözleri var, surlarda delik; Servi, endamlı servi, ahirete perdelik… Bulutta saha kalkmış Fatih’ten kalma kir at; Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat… Şahadet parmağıdır göğe doğru minare; Her nakısta o mana Öleceğiz ne çare? Hayattan canlı olum, günahtan baskın rahmet; Beyoğlu tepinirken ağlar Karaca Ahmet…O manayı bul da bul! İlle İstanbul’da bul! İstanbul, İstanbul…Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği; Çamlıca’da, yerdedir göklerin derinliği. Oynak sular yalının alt katına misafir; Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir. Her aksam camlarında yangın çıkan Üsküdar, Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar… Bir ses, bilemem tambur gibi mi, ud gibi mi? Cumbalı odalarda inletir katibi mi…Kadını keskin bıçak, Taze kan gibi sıcak. İstanbul, İstanbul…Yedi tepe üstünde zaman bir gergef isler! Yedi renk, yedi sesten şayisiz belirişler… Eyüp oksuz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu, Adada rüzgar, ucan eteklerden sorumlu. Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından. Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; Güleni söyle dursun, ağlayanı bahtiyar…Gecesi sümbül kokan Türkçesi bülbül kokan, İstanbul, Fazıl KısakürekÜmit Yaşar Oğuzcan İstanbul şiiriEvin içinde bir oda, odada İstanbul Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm Çekmeğe başladı, oltada İstanbul Bu ne biçim su, bu nasıl şehir Şişede İstanbul, masada İstanbul Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım Nereye gidersen git, orada Yaşar OğuzcanFaruk Nafiz Çamlıbel İstanbul Şehremini Cemil Paşa’ya şiiriBütün hayatı uyur bir sema-yı mühmelde Geniş ufukları efsanevi hikayelerin Tasavvur ettiği gökler kadar beyaz, narin, Minarelerle müzeyyen, sevimli bir belde… O mai dalgaların bu sesiyle perverde Sevahilinde güler ruhu başka bir denizin, Gezer bu levhaya ait bir ihtiram-ı hazin Melul hisli mükedder nazarlı gözlerde. Bütün bedayi’-i ezman, nefais-i a’sar Bu mai çehreli İstanbul’un beyaz ve uzun Ufuklarında bulur penah şi’r ü füsun Dalınca gözlerim ağlar bu hüsn-i sakinde; Bu beldenin uyuyan bir başka güzellik var Bütün tulu’ ve gurubunda, subh u leylindeFaruk Nafiz ÇamlıbelNazım Hikmet İstanbul’da şiiriİstanbul’da, Tevkifhane avlusunda, Güneşli bir kış günü, yağmurdan sonra, Bulutlar, kırmızı kiremitler, duvarlar ve benim yüzüm yerde su birikintilerinde kımıldanırken, Ben, nefsimin ne kadar cesur, ne kadar alçak, Ne kadar kuvvetli, ne kadar zayıf şeyi varsa hepsini taşıyarak; Dünyayı, memleketimi ve seni Şubat, İstanbul TevkifanesiNazım HikmetAbdülhak Hamid Tarhan İstanbul düşman istilası altında iken Çamlıcada şiiriHey Çamlıca mehtabı ne olmuş sana öyle?.. Küskün duruyorsun. Bir şey kuruyorsun. Seyrinle ıyan et bana, ilham ile söyle Aksetmede âlâm-ı vatandan mı bu halet?.. Anlat; bu tahavvül neye etmekte delâlet. Vaktiyle ederken bu havâliyi zılâlin Bir sâha-i nilî. Ey neyyir-i leylî, Matem döküyor arza bugün bedr ü hilâlin Bir şeb ki, zîrinde küsûfun, Seyrangehi olmakda tuyûfun. Mâzîden esip gelmede bir nevha-i vâveyl.. Bir âh-ı müebbed. Hangi güneşin mâtemidir zulmetin ey leyl, Ey şi’r-i muakkad Yıldızlar olur bence meâlin gibi nâ-yab Atîde görünmezse o mâzideki mehtâb Olmazdı sabahın da yarın gülmeye meyli Pîşinde bu dîdar-ı mahûfun. Kartallara baktım düşüyorlar yere bi-ta’b; Oldum sanıyordum Melekü’l Mevt ile HamidAttila İlhan İstanbul ağrısı şiiriKanatları parça parça bu ağustos geceleri Yıldızlar kaynarken Şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen Sen Eğer yine İstanbul’san Yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim Pançak pançak şiirler tüküreceğim Demek yine ben Limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor Kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler Yahudi sokaklarını aydınlatan Tel Aviv şarkıları Mavi asfaltlara çökmüş Diz bağlıyor Eğer sen yine İstanbul’san Kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan Sirkeci Garı’nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp İntihar dumanları içindeki Haydarpaşa’dan Anadolu üstlerine bakıp bakıp Ağlayan Sen eğer yine İstanbul’san Aldanmıyorsam Yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar Yine senin emrindeyim Utanmasam Gözlerimi damla damla kadehime damlatarak Kendimi yani şu bildiğim Attila İlhan’ı Zehirleyebilirim Sonbahar karanlıkları tuttu tutacak Tarla başı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor İmtihan çığlıkları yükseliyor Üniversite’den Tophane İskelesi’nde diesel kamyonları sarhoş Direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler Uykusuz dalgalanıyor Ulan İstanbul sen misin Senin ellerin mi bu eller Ulan bu gemiler senin gemilerin mi Minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında Liman liman götüren Ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi Akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar Neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor Antenlerinden Neden Peki İstanbul ya ben Ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy Gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu Abbas Ya benim kahrım Ya senin ağrın Ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın Çaresiz zehirle kusan çılgın bir yılan gibi Burgu burgu içime boşalttığın O senin ağrın O senin Eğer sen yine İstanbul’san Yanılmıyorsam Koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine Satır satır okumak istediğim Sen Eğer yine İstanbul’san Eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim Ulan yine sen kazandın İstanbul Sen kazandın ben yenildim Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar Yine emrindeyim Ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa Parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam Hiç bir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa Yanılmıyorsam Sen eğer yine İstanbul’san Senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar Gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan Bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir Ulan bunu sen de bilirsin İstanbul Kaç kere yazdım kim bilir Kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken 1949 Eylül’ünde birader mırc ve ben Sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık Sana taptık ulan Unuttun mu Sana İlhanNizami Sunguroğlu İstanbul şiiriNice büyük komutan tutuştu senin için. Almak için mevlaya yalvardı için için. Nasip oldu sonunda, O muhteşem Fatih`e O büyük zafer ile damga vurdu tepe üstüne kurulan koca şehir. Sana kavuşmak için olmuştuk koca nehir. Allah, Allah diyerek, atıldık yedi koldan Gemileri yüzdürdük, dağ tepe susuz yoldanKaptı şanlı sancağı çıktı Hasan surlara. Siper etti güğsünü, o zalim okçulara. Bir Hasan binler oldu, atıldılar ileri Şehit olmak dileği, Fatih`in şanlı İstanbul`u hediye ettin bize O muhteşem günde atı sürdün denize. Her biri bir Fatih`ti kahraman askerlerin. Büyüdükçe büyüdü, isimsiz atlattın dünyaya İstanbul`u almakla Bir er gibi savaştın, kalbindeki bayrakla. Bu yüce savaş için, feyz aldın Peygamberden Kalkta bak koca Fatih, yattığın o gerdan taktı, torunların sonunda. Adını senden aldı, inci gibi boynunda. Göklere yükseliyor, Sinan`in eserleri. Bir rüya gibi hala, İstanbul`un her SunguroğluZiya Osman Saba İstanbul şiiriSeni görüyorum yine İstanbul Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan Minare minare, ev ev, Yol, Boğaziçi’nden doğru Bir iskeleden kalkan vapurun sesi, Mavi sular üstünde yine Bembeyaz yanda, serin sabahlarla beraber, Doğduğum kıyılar Beşiktaşım. Baktıkça hep, semt semt, yer yer, Beş yaşım, onbeş yaşım, ah yirmi yaşım!Durmuş bir tepende okuduğum mektep, Askerlik ettiğim kışladır ötesi. Bir gün bir kızını benim eden Evlendirme de sayılmaz mı oralar? Elimi tutar gibi iki yanımdan, Babamın yattığı Küçüksu, Anamın toprağı açık kollarıyla boğaz, Çengelköy’den aktarma Rumelihisarı. İstanbul, İstanbul’um benim, Kadıköy’ü, Üsküdar’ı…Gün olur, Köprü ortasında durur Anarım, Adalar’da çamların uykusunu. Gün olur, Beyoğlu’nu özler içim, Koklamak isterim Tünel’in geçer üstünden, Gemi gelir yanaşır Bir eski türküdür, kulağıma fısıldar, “İçi dolu çamaşır.”Göğünde tanıdım ayın ondördünü. Kırlarında bilirim baharı, Herşey içimde, herşey, İstanbul daha görüyorum seni dünya gözüyle, Göğün hep üstümde, havan ciğerlerimdedir. Ey doğup yaşadığım yerde her taşını Öpüp başıma koymak istediğim şehir!Ziya Osman SabaEmrah Ceylan sevgili İstanbul şiiriİstanbul`um, nazlı yârim Yedi Tepeli gözlerinin şehveti, Bakışlarından `boğaz`ına uzanıyor. Boğazın iyi yüzü, dünyanın iki sûreti…Beyoğlu`nda keyifli bir gece; içtiğim kadehsin. Yudumlarken şarabımı, öpüyorum dudaklarından. Dudağımdaki kadehsin, İçiyorum seni doyasıya..Beşiktaş iskelesinden çaresizce seyrediyorum seni; Seyrim Kadıköy`de iniyor, Yürüyor umarsızca Bahariye`de; gecenin bir yarısı. Bir göz, bir bakış arıyor, bulamıyor geçmişten…Sarayburnu`ndan, eşsizliğini Seyre daldığımda Ayasofya`ya nazır; Martıların sesinde duyumsuyor, Gözlerimle sevişiyorum kendi evimin kara sularıdır Haliç, Hasköy`den Piere Loti`ye uzanırken hissettiğim koku, Sevgiliyle içeceğim çayın âdeta demidir. Haliç`li çayın buğusu, teleferikle Eyüp Sultan`a salınmakta..Galata Kulesinin üst katından Seyrediyorum vücudunun en güzel yerlerini.. Prangalı mahremiyetinin `giz`lerini, Yüreğimin derinliklerinde bunca acı, bunca keder; O eşsizliğini unutturmana yetmiyor. Bebek`ten Hisar`a uzanan bir pazar sabahı, Güzelliğin, kahvaltıda bana eşlik sevgili, Sende özdeşleşerek; Sende onları, onların ruhunda seni görerek;Yaşıyorum seni `İstanbul`… Yaşıyorum seni `Sevgili`… Mart 2007Emrah CeylanTayyip Atmaca İstanbul şiiriHer gece düşümde gel diyen sendin Geldim ve dayandım kendi kendime Aradığım adresini terk etmiş Kendinden korkan bir korkuluk oldum Gelir geçer yağmur yüklü bulutlar Çatlar dudakları susar İstanbul Ağız ağız değil sözler yalama Hangi yüzü insan hangisi şeytan Bakınca insanı seçen göz nerde Nerede yüreği hallaç olanlar Tuttuğum taşlara yapışır elim Kanatır dilini susar İstanbulParklarda yollarda canım çocuklar Evine bir ekmek götürmek için Çöpten boyunları çıt çıt kırılır Beş yaşında Kadıköy`de sahilde Darbuka morartır parmaklarını İçini boğaza kusar İstanbulGündüz çeker gider dert gece başlar İnsan ormanını bir çığlık yakar İki hisar iki köprü su susar Ara sıra toprak oynar yerinden “Merdi namert yokuşunda vururlar” Yarasına tuzu basar İstanbulTaşrada gördüğüm İstanbul meğer Değilmiş burada filim icabı İçi başka dışı başka yakıyor Dökülen ar namus kaldırımlardan Sabrın sınırına gelir dayanır Köprüde kendini asar İstanbulTayyib Atmaca Okulun güzel adının güzel bir hikayesi var. Televizyon programcısı Savaş AY 2000 yılında çıkardığı şiir kasetinin tüm gelirini bu okulun inşasında kullanılmak üzere hibe etmiş. Ve başka bağışlar da bularak okulun yapımını tamamlamış. İsmini de şiir kasetinin adına ithafen Şiir Mektebi koymuş. Bu örnek adı konulacak başka okullara ilham olsa Şiir mektebi, dua mektebi, vefa mektebi... Okul Müdürü Alaettin BULUTOĞLU Karadeniz insanının has özelliklerini hiç yitirmeden Trabzonlu hemşerilerinin neşesi, sade ve samimi tavırlarıyla temsil ediyor. İki sunum sonrası 170 öğrenciyle iyiliği yad ettik. İyilerin kulakları çınlasın. Bangladeş'te bir su kuyusu açtırmayı hem öğrenciler hem de idareciler çok istiyor. Bizler de gayretlerinin istedikleri sonuca ulaşmasını temenni ediyoruz. Kısa Deniz Feneri Sözleri Deniz kıyılarının tehlikeli yerlerinde bulunan, geceleri deniz taşıtlarına yol gösteren ve tepesinde güçlü bir ışık kaynağı olan deniz fenerleri hakkında yazılmış en güzel sözleri aşağıda bulabilir, isteğinize göre sosyal medyada da paylaşabilirsiniz. 1. Deniz kıyılarına neden deniz feneri konulur? Öğretmenim balıklar gece karanlıkta göremiyorlar diye… 2. Nasıl da yok olduk hepimiz. Yapayalnız. Deniz feneri misali… 3. Özledim… Gözlerimde kızıl bir deniz feneri gibi yanan ışık… Gece karanlık! Zaman çöp tenekesi misali bir dolup bir boşalıyor sevgili… 4. Bir yansıması olacaktı şurda, tam denizin üstünde. Alabora olmuş mehtap, ve yüzlerce deniz feneri… 5. Sen deniz feneri gibisin, ben de karanlık sularda kaybolan bi denizci kürek çekiyorum… Ama ışığını görmeden sana gidemem… 6. Vakit yok olur, zamandan boşalır varlık, Düşmez burçlardan haber. Bir uğursuzlukla ağır ve yorgun, Bütün insanlar bitti sanırsınız, Deniz feneri gülümser. – Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Deniz Feneri” şiirinden 7. Bekliyorum Deniz Fenerim seni… Bir sokak lambasının sönmeye yüz tutmuş ışığının altında bana gelecek ruhunla bedenini… 8. Yorgun bir deniz feneri gibisin… Yolunu kaybetmiş gemilerin umudu olan… 9. Oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar… 10. Gözlerin benim için bir deniz feneri. Onlar olmadığında yolumu kaybediyorum… Bana bak ki seni her zaman bulabileyim… Deniz Feneriyle İlgili Sözler Uzun zamandadır yolda bu gemi, mürettebat bir o derece öfkeli, kaptan, “aşk” diye, diye getirdin nerelere? Hem kendini, hem gemiyi sürükledin serüvene… Nerede şu meşhur deniz feneri? hadi istersen, emri ver de, dönelim geri… Kayboluşun sisiyle uzaklara giden, incecik keder yolu gözlerinin. İçimin sönük deniz feneri, buruk sevişmeler dalgınlığı, büyülü geçitlerde sırları öpüşlerin… Bir kadının mutluluğu deniz feneri gibidir. Geleceği aydınlatır, aynı zamanda tatlı hatıraların maskeleri altındaki geçmişi de yansıtır. – Honore de Balzac Bir deniz feneri ucunda kayaların, bulutları çağırıyor gelsinler diye. Bir deniz feneri eğilip suya, görmek istiyor artık kendini. Ve dalgalar, deniz kaybediyor kendini. Buruşan aynaya düşerken bulutun rengi, üşüyor ayakları. Üşüyor ayakları, ısınmak için, fener suya sokuyor önce ayaklarını, sonra bırakıyor kendini kollarına denizin… Deniz feneri. Umudumun uzak köşesi, yalnızlığımın en derin yeri. Bıraktığımda denize benliğimi, ışığın yol gösterir bana, deniz feneri… Her gece, yalnızlığını saçarken uçsuz bucaksızlığına ve bakışların yansırken dalgalardan takalara, sessiz düşlerimin kimsesizliğime dönüşlerimin sahibi, umudumun en uzak köşesi yalnızlığımın en derin yeri; deniz feneri… Deniz fenerinden seslendim “Çevir dümenini Kaptan. Gelmek istediğinde burada olacağım.” Bir deniz feneri; etrafını aydınlatır, kendisi yalnız ve karanlıkken… O gemiler, o şilepler, karaya uzak duran o deniz feneri, bir bir getirsin giden ne varsa… Dalganın merhametine kanmışsa eğer deniz feneri, o gemi bu limana gelmeyecek demektir… Deniz fenerleri, hem insan izolasyonunun hem de birbirimize nihai bağlılığımızın sonu gelmez düşündürücü göstergeleridir. Virginia Woolf Bize ışığımızın parlamasına izin vermemiz söylendi ve eğer parlarsa, bunu kimseye söylememize gerek kalmayacak. Deniz fenerleri dikkat çekmek için top ateşlemezler, sadece parlarlar. Dwight L. Moody İnsan bir deniz feneri gibi davranmalıdır; o herkesin iyiliği için gece gündüz parlamalıdır. Mehmet Murat İldan Gözlerini kapatırsan, hiçbir deniz feneri sana yardım edemez! Mehmet Murat İldan Deniz feneri gemileri kurtarmaz; dışarı çıkıp onları kurtarmıyor, sadece insanları eve götürmeye yardımcı olan bu sütundür. Lea Michele Deniz fenerleri hava sertleştiğinde sallanmıyor; onlar sadece orada parlıyorlar. Bilinmeyen Deniz fenerine bakın. Bu kadar yoğun sis yok, gece bu kadar karanlık, fırtına o kadar güçlü, denizci bu kadar kayıp değil, ama fener ışığının kurtarabileceği şey yok. Thomas S Monson Nasıl bir deniz feneri gibi olduğunla ilgili, her zaman uzak mesafeleri arıyor. Ama aradığınız şey genellikle size yakındır ve her zaman olmuştur. Bu yüzden, ötesini aramak yerine kendi içinize bakmanız ve cevapları bulmanız gerekir. Susane Colasanti Eğer bir deniz feneriyseniz kendinizi saklayamazsınız; kendini saklarsan, deniz feneri olamazsın! Mehmet Murat ildan Bir deniz feneri kadar fedakarca insan tarafından inşa edilmiş başka hiçbir yapı düşünemiyorum. Sadece hizmet etmek için inşa edilmişlerdi. George Bernard Shaw Unutma, belki de birinin fırtınasındaki deniz fenerisin. Anonim Deniz fenerinden gelen ışın uğultulu rüzgar ve yağmurdan etkilenir mi? Tamamen kararlı ve fırtınadan etkilenmez. Gerçek benliğiniz böyledir. Bunun bilinçli olarak farkına vardıktan sonra hiçbir şey size zarar veremez. Vernon Howard Ben cankurtaran yerine deniz feneriyim. Ben kurtarmıyorum, bunun yerine başkalarına kıyıya giden kendi yollarını bulmalarına yardım ediyorum, onlara benim örneğimle rehberlik ediyorum. Bilinmeyen gözlerin kırlangıç göğü kirpiklerinde kanatları ıslak martıların ayak izleri saçlarındaki her telde bir başka rüzgar poyraz, samyeli sen küçük kız sen bakışlarıyla kız kulesi efsanesine ayna tutan bir İstanbul perisi... ... sen gülümsersin göçebe martılar denize kavuşur karanlık bir gecede annesini kaybeden çocuk gözlerinde annesini bulur Üsküdar yağmurlarla yıkanır serin bir İstanbul akşamı sıralı ağaçlardan lodosa dolanır gözyaşları sen gülümsersin pardösü giyinir kızkulesi şemsiyelerin gölgesinde çiçeklerlerle buluşur caddelerde buğusu tüten düş kırık... ... KIZ KULESİNİN GÖLGESİ Kim bilebilir hangi asiklar hayal kurdu golgesinde Kim bilebilir kac kisi askini sahit tuttu golgesinde Kim bilebilir kac kisi huznunu paylasti golgesinde Kim bilebilir umudunu yitirdiginde kostu golgesine Kim bilebilir....... Sen bilemessin aski sahipsiz sanan karanliklarin golgesi...

deniz feneri ile ilgili şiirler