68. Berlin Film Festivali'nden kostüm ve prodüksiyon tasarımındaki başarısı sayesinde Altın Ayı'yla dönen Rus Filmi Dovlatov, yalnızca 4 gün sinemada kalıp 300 bin seyirci tarafından izlenirken sinemalar filmin daha fazla vizyonda kalması için dağıtımcı şirkete başvuruda bulundu. 65. Uluslararası Berlin Film Festivali’nden (Berlinale) ödülle dönen filmler 34. İstanbul Film Festivali’nde ilk kez izleyici ile buluşacak. Bu ödüllerden öne çıkanlar hiç şüphesiz; 2012 Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı , 2011 Berlin Film Festivalinde Altın Ayı ve 2012 Altın Küre En İyi Yabancı Dilde Film Ödülüdür. Filmin Konusu. İran’da yaşayan Nader ve Simin, boşanmanın eşiğine gelmiş bir çifttir. 11 yaşında Termeh adında bir de kızları vardır. Salgın sebebiyle 1-5 Mart'ta çevrimiçi olarak sektör temsilcilerine, 9-20 Haziran'da da seyircilere yönelik 2 bölüm şeklinde düzenlenecek 71. Berlinale'de 15 film Altın Ayı ödülü için yarışacak. Cannes, Venedik, Toronto ve Sundance ile beraber dünyanın en önemli film festivalleri arasında yer alan Berlin Film Festivali Uluslararası Berlin Film Festivali’nde 'Altın Ayı' ödülü için yarış yarın başlıyor 04.02.2015 - 17:18 | Güncelleme: 04.02.2015 - 17:21 Almanya'nın ev sahipliği yaptığı 65. Favolacce ile 70. Berlin Film Festivali'nde En İyi Senaryo ödülüne layık görülen D'Innocenzo Kardeşler, Sky Studios çatısında yeni bir dizi hazırlıyor. NVf3S0N. Başka Sinema ve Kültür İçin Alan işbirliğiyle düzenlen Gaziantep Film Günleri, 24 Mayıs Perşembe saat Gaziantep Prestige Prime Mall sinemalarında Berlinale’den ödülle dönen YÜZ filminin gösterimi ile başlıyor. Türkiye’de İstanbul Film Festivali’nden sonra ilk kez Gaziantep’de gösterilecek YÜZ, kimlik, beden ve toplum politikalarına ciddi ancak kara mizahı ihmal etmeyen bir bakışla yaklaşıyor. Yönetmen Malgorzata Szumowska, filmini “yetişkinler için bir masal” olarak tanımlıyor. Etkinlik biletleri sinema gişesinden ve üzerinden satışta. Biletler tam 10 TL, öğrenci 8 TL. Birlikte Yaşamak alt başlığını taşıyan film programı, bu tema çerçevesinde yakın dönem dünya sinemasından öne çıkan ödüllü filmleri Gaziantepli sinemaseverlerle buluşturacak. Programda yer alan filmler 24-27 Mayıs tarihleri arasında Gaziantep Prestige Prime Mall sinemalarında Türkçe ve Arapça altyazılı gösterilecek. Yönetmenlerinin katılımıyla film gösterimleri Yakın dönem Türkiye sinemasından bol ödüllü iki film de program çerçevesinde Gaziantep’te seyircilerle buluşacak. Ceylan Özgün Özçelik ilk uzun metrajlı filmi KAYGI’nın 25 Mayıs’ta saat gösterimine katılarak seyircilerin sorularını cevaplayacak. KÖRFEZ’in yönetmeni Emre Yeksan da filminin 26 Mayıs’ta saat gösteriminde izleyicilerle buluşacak. Programdaki filmler günümüz dünyasında süregelen savaşların etkisiyle ortaya çıkan zorunlu göç, mülteci sorunu ve değişen sınırlar yanında başka temalarla da birlikte yaşamak’ kavramını ele alıyor. Aileleri ve daha geniş ölçekte toplumları bir arada tutan ya da koparan unsurlar bu filmlerin hikâyelerinde karşımıza çıkıyor. Savaş, aşk, dostluk, bellek, suçluluk duygusu, vb. temalar eşliğinde, tüm güçlüklere rağmen birlikte yaşamaya çalışan insanların ve hayvanların öyküleri sinemaseverleri bekliyor. Gaziantep Film Günleri çerçevesinde sinemaseverler Asghar Farhadi’nin Oscar ödüllü filmi SATICI’yı, Ildikó Enyedi’nin yönettiği ve geçen yıl Berlin’den Altın Ayı ödülüyle dönen BEDEN VE RUH’u, François Ozon imzalı FRANTZ’ı, Oscar’a aday gösterilen ilk Lübnan filmi HAKARET’İ, Aki Kaurismäki’nin mülteci sorununa kendi özgü mizahıyla baktığı UMUDUN ÖTEKİ YÜZÜ’nü ve Carla Simón’un bol ödüllü ilk filmi 93 YAZI’nı da izleyebilecekler. Programda ayrıca uluslararası prömiyeri bu yıl Berlin Film Festivali’nde gerçekleşen ZÜRAFAM isimli Hollanda yapımı çocuk filmi ve Avrupa Film Akademisi’nin kısa film seçkisi de yer alıyor. ZÜRAFAM 6 yaş üzeri çocuklar için uygun ve filmde tiyatro oyuncuları tarafından Türkçe simültane çeviri yapılacak. Gaziantep Film Günleri’nin ardından Kırkayak Kültür – Film Atölyesi Çarşamba gösterimleri Başka Çarşamba ile birleşerek her hafta çarşamba günü Gaziantep ve Diyarbakır’da özel Başka Sinema gösterimleri de düzenlenmeye başlayacak. 30 Mayıs’ta Mehmet Salih Demir’in yönettiği CANO, 6 Haziran’da ise Lynne Ramsay’nin yönettiği HİÇBİR ZAMAN BURADA DEĞİLDİN filmlerinin gösterimleriyle başlayacak Başka Çarşamba gösterimleri yıl sonuna kadar devam edecek. Böylece Gaziantep ve Diyarbakır’daki izleyiciler her hafta Başka Sinema filmlerinden bir seçkiyi izleme imkânına ulaşacaklar. Ayrıca özellikle yerli filmlerin yönetmen ve oyuncuları Gaziantep ve Diyarbakır’a giderek izleyicilerle buluşacak ve filmleri üzerine sohbet edecek. Bu düzenli gösterimlerin her iki kentteki sanat sineması severleri bir araya getirmesi ve sadık bir izleyici kitlesi oluşturması hedefleniyor. Bu film etkinliklerini takiben, Başka Sinema ve Kültür İçin Alan Gaziantep Film Günleri’ni şehrin kültür hayatının bir parçası hâline getirmeyi ve önümüzdeki yıllarda da bu etkinliği sürdürmeyi planlıyorlar. Program 24 Mayıs 1900 – Yüz 91′ 2100 – Hakaret 112′ 25 Mayıs 1200 – Frantz 113′ 1400 – Satıcı 124′ 1630 – ’93 Yazı 96′ 1900 – Kaygı 94′ – Yönetmenin katılımıyla 2130 – Beden ve Ruh 116′ 26 Mayıs 1200 – Yüz 91′ 1400 – Körfez 110′ – Yönetmenin katılımıyla 1630 – Kısa Film Programı 1 136′ 1900 – Umudun Öteki Yüzü 100′ 2100 – Hakaret 112′ 27 Mayıs 1200 – Zürafam 72′ *simültane seslendirme ile 1400 – Kısa Film Programı 2 143′ 1630 – Frantz 113′ 1900 – ’93 Yazı 96′ 2100 – Satıcı 124′ İstanbul Kültür Sanat Vakfı İKSV tarafından 5-16 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek 38. İstanbul Film Festivali için geri sayım başladı. Geçtiğimiz ay sona eren Berlin Film Festivali’nde ilk kez izleyici karşısına çıkan birçok film de Türkiye prömiyerlerini 38. İstanbul Film Festivali’nde yapacak. Berlin Film Festivali’nde yarışan, ödüller kazanan, yan bölümlerde ilk defa izleyiciyle buluşan ve sinemaseverlerin merakla beklediği filmler 38. İstanbul Film Festivali’nin programında yerini almaya başlıyor. İstanbul Film Festivali programına Berlinale’den filmler eklenmeye devam edecek. Altın Ayı ve Berlin Film Festivali’nden Ödüllü Filmler Berlinale’de ana yarışmadan ödüllerle dönen filmler bu yıl da 38. İstanbul Film Festivali’nde yer alacak. Nadav Lapid’in Altın Ayı’yı kazanan son filmi Eşanlamlılar, François Ozon’un Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan son filmi Yüzleşme, Berlin’de “yeni bakış açıları sunan” filmlere verilen Alfred Bauer Ödülü’nü kazanan Nora Fingscheidt’ın ilk filmi System Crasher, Wang Xioashua’nın her iki başrolüne de Gümüş Ayı Ödülü verilen filmi Elveda Oğlum, Angela Schanelec’e Berlin’de En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren son filmi Evdeydim, Ama ve Berlinale’den En İyi Senaryo Ödülü’yle dönen Piranhalar festivalde Türkiye prömiyerlerini gerçekleştirecek. Arjantinli yönetmen Santiago Loza’nın 69. Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde prömiyerini yapan Teddy ödüllü filmi Yeşil Gezegenden Kısa Bir Hikâye 38. İstanbul Film Festivali’nde seyirciyle buluşurken, Mehmet Akif Büyükatalay’ın yönettiği, En İyi İlk Film ödüllü Oray da uluslararası prömiyerini festivalde yapacak. Berlinale’nin Açılış Filmi ve Merak Edilenleri İstanbul Film Festivali’nin en merak edilen filmleri arasında yer alan Agnieszka Holland’ın filmi Bay Jones, efsanevi Galli gazeteci Gareth Jones’un hayatına gözler önüne serecek. Fransız yönetmen ve oyuncu Safy Nebbou’nun sosyal medya filmi Hangi Kadın ise Juliette Binoche’un harika performansıyla öne çıkacak. Bu yıl Berlinale’nin açılış filmi olan ve göz kamaştırıcı bir oyuncu kadrosunu bir araya getiren Lone Scherfig filmi Yabancıların Nezaketi, senarist ve yönetmen Dan Sallitt’nin Berlin’de büyük beğeni toplayan filmi On Dört ve Forum bölümünde ilk gösterimini yapan, yönetmen, fotoğrafçı ve ödüllü kısa filmci Marius Olteanu’nun ilk uzun metrajlı filmi Canavarlar, festivalde seyirciyle bulaşacak filmler arasında yer alacak. Belgesel, canlandırma, deneysel ve kurmaca arasında çok özel bir yerde duran kısa video yapıtlarıyla tanınan Fransız yönetmen Jean-Gabriel Périot’nun son filmi Yenilgilerimiz; Gabriel Mascaro’nun Brezilya distopyası İlahi Aşk; Jayro Bustamante’nin son filmi Sarsıntı ve Berlinale’nin yan bölümlerinden en iyi filmler 38. İstanbul Film Festivali’nde seyirciyle buluşacak. İstanbul Film Festivali Programından Berlinale Seçkisi Eşanlamlılar / Synonymes / Synonyms 2019 Berlin Altın Ayı 2018’de Filmekimi’nde izlediğimiz Anaokulu Öğretmeni filminin özgün versiyonunun yönetmeni olarak tanıdığımız Nadav Lapid, bu kez Berlin’den Altın Ayı ile dönen filmi Eşanlamlılar ile karşımızda. İsrail’den Paris’e göç eden ve kimliğini tamamen reddeden bir adamı merkezine alan Eşanlamlılar, Nadav Lapid’in hayatından izler taşıyor. Yüzleşme / Grâce à Dieu / By the Grace of God 2019 Berlin Jüri Büyük Ödülü François Ozon’un Berlin Film Festivali’nde ana yarışmada dünya prömiyerini yapan ve Jüri Büyük Ödülü kazanan son filmi Yüzleşme, Katolik ruhbanlarının pedofili vakalarına kurbanların açısından bakan şefkatli ve güçlü bir dram. Gerçek bir vakadan esinlenen ve Ozon’un en iyi filmlerinden biri olarak övülen Yüzleşme, travma ve cesaret konularını titizlikle ve büyük bir hassasiyetle ele alıyor. Filmin başrollerinde Melvil Poupaud, Denis Ménochet, Swann Arlaud, Éric Caravaca yer alıyor. Systemsprenger / System Crasher 2019 Berlin Alfred Bauer Ödülü İlk filmiyle Berlin’de “yeni bakış açıları sunan” filmlere verilen Alfred Bauer Ödülü’nü kazanan Nora Fingscheidt, çok iyi yazılmış bir senaryo ve müthiş bir çocuk oyuncu performansıyla bizi Benni’nin dünyasına sokmayı başarıyor. Kusursuz işlediği varsayılan Almanya sosyal devlet sistemi acaba herkesin derdine çare olabilir mi? Nefes nefese izlenen System Crasher işte bu önemli soruyu ele alıyor. Benni tacize uğramış, geçirdiği travmalar nedeniyle öfke kontrolü sorunları yaşayan ve tek isteği koparıldığı annesine geri dönmek olan 9 yaşında bir kız çocuğu. Sosyal hizmet görevlileri içinse sürekliliği sağlanması gereken bir sistemde, altından kalkamadıkları bir “vaka”, daha doğrusu sistemde bir arıza… Elveda Oğlum / Di Jiu Tian Chang / So Long, My Son 2019 Berlin Gümüş Ayı En İyi Kadın Oyuncu Yong Mei, Gümüş Ayı En İyi Erkek Oyuncu Wang Jingchun Pekin Bisikleti, Sürüklenenler, 11 Yaşındayım, Kızıl Amnezi filmlerini festivalde izlediğimiz Wang Xioashuai’ın “epik bir melodram” sözleriyle övülen son filmi, her iki başrolüne de Gümüş Ayı ödülünü getirdi. 30 yıllık bir süreci anlatan film, Çin’in tek çocuk politikasının etkilerini derinden yaşayan bir çifti izliyor. Ülkenin ekonomik büyümesinin ardından gelen toplumsal dönüşümünü de gözlemleyen film sevgi, arkadaşlık, çocuk sahibi olmak, keder, affetme gibi kavramlara da değiniyor. Evdeydim, Ama / Ich War Zuhause, Aber / I Was At Home, But 2019 Berlin Gümüş Ayı En İyi Yönetmen Angela Schanelec’in son filmi, düz bir anlatı izlemeyen, beden, sanat ve varoluş hakkında bir deneme-film. Zekice kotarılmış, kimi zaman komik ve felsefi bir zihin egzersizi olan Evdeydim, Ama, izleyiciye kendi yanıtlarını bulacakları görsellerden oluşan bir yapboz sunuyor. Filmin başında, 13 yaşındaki Philippe, bir hafta kaybolduktan sonra eve dönüyor. Dönüşünden sonra işlerin normale dönmesi biraz zaman alıyor. Tam her şey düzeldi derken bu kez de varoluşsal kaygılar su yüzüne çıkıyor ve annesi hayata ve sanata farklı bir gözle bakmaya başlıyor. Oray 2019 Berlin En İyi İlk Film Almanya’daki Türk toplumundan bir kesiti ele alan Oray’ın başkahramanı, filme adını da veriyor. Uluslararası prömiyerini İstanbul Film Festivali’nde yapacak olan Oray’da yönetmen Mehmet Akif Büyükatalay uyum sorunları yaşayan genç bir erkeğin hayata tutunma çabasını gerçekçi bir sinema diliyle anlatıyor ve yılın en parlak keşiflerinden birisi olarak akıllara kazınıyor. İstanbul Film Festivali’nde Türkiye prömiyerini yapacak filmin yönetmeni Mehmet Akif Büyükatalay festivale konuk olacak. Yeşil Gezegenden Kısa Bir Hikâye / Breve historia del planeta verde / Brief Story from the Green Planet 2019 Berlin Teddy Ödülü Arjantinli yönetmen Santiago Loza’nın Berlin’de Panorama bölümünde prömiyerini yapan son filmi, bir yol filmi olmakla birlikte kahramanlarıyla sevimli ve hüzünlü bir dram. Eleştirmenler tarafından “bir Todd Haynes filmiyle Spielberg’in Üçüncü Cinsle Yakınlaşmaları filminin buluşması” sözleriyle tanımlanan Yeşil Gezegenden Kısa Bir Hikâye, bir grup dışlanmış gencin bir uzaylıyı ilk indiği yere geri götürmelerini anlatıyor. Piranhalar / La Paranza Dei Bambini / Piranhas 2019 Berlin Gümüş Ayı En İyi Senaryo Gomorra’nın ünlü yazarı Roberto Saviano’nun romanından uyarlanan ve yönetmenliğini Claudio Giovannesi’nin yaptığı Piranhalar, ergen zalimliğiyle suç dünyasının silahlarını ve ölüme karşı umursamazlığını beyazperdeye taşıyor. Filme adını veren piranalar, mafya jargonunda “silahlı çete” anlamına geliyor. Bu filmin piranaları ise Napoli’de ellerinde makineli tüfeklerle sokakları arşınlayan, mafyaya katılarak kazandıkları parayla marka kıyafetler satın alan 15 yaşındaki Nicola ve arkadaşları. Amatör genç oyuncuların rol aldığı film, bir yandan geleceğin mafyasının günümüzde nasıl yetiştiğini ve nasıl bir medya bombardımanına maruz kaldıklarını gözlemlerken bir yandan da ergen duygu durumunun suç dünyasından nasıl etkilendiğini inceliyor. Yabancıların Nezaketi / The Kindness Of Strangers Danimarkalı yönetmen Lone Scherfig, bu kez prömiyerini Berlin’in açılış filmi olarak yapan Yabancıların Nezaketi’nde, Jay Baruchel, Andrea Riseborough, Zoe Kazan ve Tahar Rahim’li göz kamaştırıcı bir oyuncu kadrosunu bir araya getiriyor. New York’ta geçen film, umut, affetmek ve sevgi hakkında, sevgi ve huzur arayışındaki bir grup çaresiz insanı izleyen çağdaş bir masal anlatıyor. Lone Scherfig, her zaman olduğu gibi yine metropol meselelerini duygusal bir çerçevede zarif bir mizahla ele alıyor. İlahi Aşk / Divino Amor / Divine Love Neon Boğa ile tanıdığımız Brezilyalı genç yetenek Gabriel Mascaro, uluslararası prömiyerini Ocak ayında Sundance Film Festivali’nde yapan üçüncü filmi İlahi Aşk’ta parlak renklerin ve pop müziğin baskın olduğu bambaşka bir distopya hikâyesi anlatıyor. 2027 yılında sevgi kavramının her şeyin üzerinde olduğu Brezilya’da geçen film, 40’lı yaşlarındaki devlet memuru Joana’yı izliyor. On Dört / Fourteen Epeydir özlediğimiz eski usul Amerikan Bağımsız Sineması’nın tadını taşıyan On Dört, iki kadının zaman içerisinde uzaklaşıp yakınlaştığı arkadaşlığını, dozunda bir duygusallıkla ele alıyor. Senarist ve yönetmen Dan Sallitt de filminde uzun yıllara yayılan bir süreçte, belki ilk bakışta önemsiz görünebilecek gündelik olaylar aracılığıyla çocukluk arkadaşları Mara ve Jo’nun ortak noktalarını ve farklarını bize aktarıyor. Filmin başrollerini Tallie Medel ile Norma Kuhling paylaşıyor. Canavarlar / Monştri / Monsters Berlin Film Festivali’nde Forum bölümünde ilk gösterimini yapan Canavarlar, geleneksel sevgi anlayışına meydan okuyarak evli bir çifti 24 saat boyunca izleyen film, üç bölümden oluşuyor. Sieranaveda filminde Cristi Puiu’nun asistanlığını yürüten yönetmen, fotoğrafçı ve ödüllü kısa filmci Marius Olteanu’nun ilk uzun metrajlı filmi olan Canavarlar, yönetmenin sözleriyle “Farklı insanlara karşı hoşgörüsüzlüğün gitgide çoğaldığı bir iklimde, göründüğümüzle gerçekte olduğumuz arasındaki boşluğu sorgulayarak izleyicinin algısına meydan okuyor.” Yönetmen Olteanu, festivale konuk olacak. Yenilgilerimiz / Nos défaites / Our Defeats Belgesel, canlandırma, deneysel ve kurmaca arasında çok özel bir yerde duran kısa video yapıtlarıyla tanınan Fransız yönetmen Jean-Gabriel Périot, son filminde “2018’de Fransa’da siyasi kavramlara ve dünyanın haline bakışımız nasıl?” sorusunu yanıtlamak üzere yola çıkıyor ve 10 Fransız gencini sinemasal bir oyun-filme dahil ederek siyasette güncel halimizi sorguluyor. Bu gençler Yenilgilerimiz’de 1968 tarihli filmlerden sahneleri yeniden canlandırıyorlar; aralarda da bu gençlerle yapılmış kısa röportajları izliyoruz. Sarsıntı / Tremors / Temblores 2018’de Filmekimi’nde Ixcanul filmini izlediğimiz Guatemalalı yönetmen Jayro Bustamante’nin ilk gösterimini Berlin’de Panorama bölümünde yapan ikinci filmi, bir erkeğe âşık olan evli bir adamın hikâyesini anlatıyor. Sarsıntı inançları, ailesi ve aşkı arasında kalan bir bireyin zorlu kendi benliğini bulma sürecini duygusal bir bakışla gözlemliyor. Bay Jones / Mr. Jones 2017’de Spoor / İz ile Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı kazanan Agnieszka Holland, bu kez tarihin derinliklerine dalıyor ve yine Berlin’de ilk gösterimini yapan Bay Jones’ta efsanevi Galli gazeteci Gareth Jones’un hayatına göz atıyor. 1933 yılında geçen film Jones’un Stalin döneminde Kharkiv’e giderek tüm engelleme çabalarına rağmen Sovyetler Birliği’ndeki gerçek durumu haberleştirme çabalarını anlatıyor. Jones’un George Orwell’le görüşmesinin de yazarın Hayvan Çiftliği romanının esin kaynağı olduğu söyleniyor. Hangi Kadın / Celle Que Vous Croyez / Who You Think I Am Fransız yönetmen ve oyuncu Safy Nebbou’nun ödüllü yazar Camille Laurens’in aynı adlı romanından uyarladığı Juliette Binoche’un harika performansıyla öne çıkan Hangi Kadın, sosyal medya çılgınlığının ve sanal dünya algılarının gerçek hayatı nasıl etkilediğine gençler değil farklı bir yaş grubu üzerinden bakıyor. Filmin kahramanı 50 yaşındaki iki çocuklu akademisyen Claire, genç sevgilisini sosyal medya üzerinden gözetlemek amacıyla Facebook’ta sahte bir hesap açıyor; 23 yaşında, sarışın, genç ve güzel Claire oluveriyor. Berlinale, her zaman siyasi içeriği ağır basan bir festival oldu, bu yıl da festivalden, İran rejimine gayet açık bir siyasi mesaj gönderildi. Festivalin jüri heyetinde yer alması planlanan, ancak kısa bir süre önce İran'da hapis cezasına çarptırılan yönetmen Cafer Penahi ile dayanışma amacıyla, Berlinale'de iranlı sanatçının beş filmi gösterildi. Ayrıca Berlin'e gelen birçok sinemacı da, her fırsatta Penahi ile dayanışma içinde olduklarını dile getirdi. Ödül töreninde konuşan festival direktörü Dieter Kosslick, Berlinale’nin desteğini tekrarladı„Jüri başkanı Isabella Rossellini, açılışta Penahi’nin gönderdiği mektubu okumuştu. O mektubun son cümlesi şöyleydi ‚artık birşey söylemeyeceğim’. Ortak bir arkadaşımız aracılığıyla Penahi’nin açılış töreninde kendisine gösterilen destekten, ertesi gün kırmızı halıda yapılan gösteriden haberi olduğunu öğrendik. Penahi, arkadaşına, başlangıçta kendini çok yalnız hissettiğini, ama olanları duyunca, dünyada bu ailenin bir ferdi olan hiçbir sanatçının yalnız olmadığını anladığını ve bu aileye mensup olmaktan çok mutlu olduğunu söylemiş. O burada değil, ama biz onun yanındayız. Belki çok birşey yapamadık, ama yaptıklarımız onun için çok şey ifade ediyordu. Kendisini can-ı gönülden selamlıyoruz buradan.“Penahi gelemese bile İran Sineması, Berlinale'de kendini gösterdi. Oynadığı günden itibaren, en büyük favori olan ve günümüz İran toplumunda kadın-erkek ilişkileri, sınıf farkı, adalet ve şeref konularını işleyen Aşgar Ferhadi imzalı „Nadir ve Simin, Bir Ayrılık“, festivalde bugüne kadar benzeri görülmemiş bir başarıya imza attı. İki yıl önce de “Elly Hakkında” filmiyle Berlin'den Gümüş Ayı'yla dönen Ferhadi, jüri başkanı Rossellini’nin, Altın Ayı’nın bu yılki sahibini açıklamasının ardından şaşkınlığını dile getirdi„Gerçekten hiç tahmin etmiyordum bu ödülü kazanacağımı. İlk gelişimden sonra, sahneye bu kadar çabuk döneceğimi de düşünmedim. Hikaye anlatmayı öğrendiğim ülkeme, sabırlı insanlarıma teşekkür ederim. Ayrıca Cafer Penahi’nin de sorunlarının çözüleceğini ve kendisinin gelecek yıl buraya gelebileceğini umuyorum. Tüm ekibime ve Dieter Kosslick’e teşekkürler.“„Nadir ve Simin, Bir Ayrılık“ ödüle doymadıAltın Ayı’yı ilk kez İran’a götüren „Nadir ve Simin, Bir Ayrılık“ Berlinale’de sadece bununla yetinmedi. Ferhadi imzalı yapımın oyuncuları da jüri tarafından ödüllendirildi. Filmin kadın oyuncu ekibi toplu olarak en iyi kadın oyuncu dalındaki Gümüş Ayı’yı alırken, aktörler de en iyi erkek oyuncu ödülüne layık en iyi yönetmen ödülünde ise, tercihini bir Alman sinemacıdan yana kullandı. Ulrich Köhler, Kamerun’da kalkınma yardımı çalışmaları yapan bir kişinin dramını konu eden „Uyku Hastalığı“ adlı filmi ile basın gösteriminde iyi ikinci filme verilen Jüri Büyük Ödülü Macar usta Béla Tarr'ın yönettiği „Torino Atı“nın oldu. Ancak bunun son filmi olduğunu açıklayan Tarr, ödülü almak için geldiği sahneden tek bir kelime söylemeden ilk 25 yılında direktörlüğünü yapan Alfred Bauer’in adına konan ve sinema sanatına yeni perspektifler sunan bir yapıma verilen ödül, Almanya’ya gitti. Daha önce belgesellerle adından söz ettiren Andres Veiel, ülkede 1960’lı yıllardaki terör dalgasından bir sayfa anlatan “Wer wenn nicht wir” – ”Biz Değilsek Kim” ile ödüle uzandı. En iyi senaryo dalında Gümüş Ayı, "The Forgiveness Of Blood” ile Joshua Marston ve Andamion Murataj’a giderken, yarışma bölümündeki bir „mükemmel sanatsal performans"a verilen Gümüş Ayı ödülü ise aynı filmden iki isme paylaştırıldı. Meksika-Fransa-Polonya-Almanya yapımı „El Premio“ – „Ödül“, sinematografi ve yapım tasarımı ile iki Gümüş Ayı aldı.„Bizim Büyük Çaresizliğimiz“e ödül yok61. Uluslararası Berlin Film Festivali’nin yarışma bölümünde gösterilen Seyfi Teoman filmi „Bizim Büyük Çaresizliğimiz“ ise Berlinale’de ödül en iyi ilk yönetmenlik denemesine verilen ödül ise ABD yapımı „On the İce“ adlı filmin oldu. Andrew Okpeaha MacLean imzalı film, Alaska’da yılın büyük bölümünde buzlar altında kalan 5 bin nüfuslu bir kasabadan bir gerilim metrajlılarFestivalin “Berlinale Shorts” adlı kısa metrajlı film yarışmasında Altın Ayı, Güney Koreli kardeşler Park Chan-wook ve Park Chan-kyong imzalı “Paranmanjang” adlı yapıma verildi. Gümüş Ayı da Güney Kore’ye gitti ve Yang Hyo-joo „Pu-Seo-Jin Bam“ ile ödül sahibi oldu. Türkiye’den kısa metrajlı yarışmasına katılan ve Kürtçe çekilmiş olan Arin İnan Arslan imzalı „Pera Berbangê“ ise yarışmadan eli boş dönüyor. „Pera Berbangé“ köyleri boşaltıldığı için şehre yerleşmek zorunda kalan ve burada hayatta kalma mücadelesi veren Kürtlerin jürilerin ödülleriUluslararası jürinin yanısıra Berlinale'de çok sayıda farklı jüri de ödül dağıttı. Yarışma bölümünün en iyi filmi olarak „Nadir ve Simin, Bir Ayrılık"ı seçen Ekümenik Jüri, tercihini Panorama'da Michal Aviad imzalı „Lo Roim Alaich", Forum'da ise Stéphane Lafleur'ün „En terrains connus" adlı filminden yana kullandı. Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu FIPRESCI jürisi ise Béla Tarr'dan „Torino Atı" yarışma, Angelo Cianci’den „Dernier étage gauche gauche" Panorama ve Zeze Takahisa'dan „Heaven's Story" Forum filmlerini övgüye değer buldu. Alman Sinema İşletmecileri’nin ödülü de, „Wer wenn nicht wir“ adlı Alman filmine sinemanın en önemli ödülleriDünyanın en prestijli eşcinsel film ödülleri olarak kabul gören ve Berlinale’nin tüm bölümlerinden yapımlara verilen Teddy Ödülleri de sahiplerini buldu. En iyi film olarak Marco Berger imzalı Arjantin yapımı „Ausente“ ödüle layık görüldü. Film, bir öğrencinin öğretmenine şantajını konu ediyor. Teddy Jüri Ödülü ise Fransız yönetmen Céline Sciamma’nın çektiği „Tomboy“a verildi. „Tomboy“ erkek çocuğuna benzediği için, yeni tanıştığı bir kıza karşı erkek çocuk rolü oynayan 10 yaşında bir kızın hikayesi. En iyi belgesel dalında ise Teddy, "The Ballad of Genesis and Lady Jaye” adlı eseri ile yönetmen Marie Losier’in oldu. Film, geçirdikleri ameliyatlarla giderek birbirine benzeyen bir çiftin aşk hikayesi. En iyi kısa metrajlı film ödülünü ise Barbara Hammer ve Gina Carducci imzalı „Generations“ ile yine Barbara Hammer imzalı "Maya Deren's Sink” ödülleriPanorama bölümünde dağıtılan izleyici ödülleri ise iki dalda veriliyor. Kurgusal film ve belgesel film. Bu ödüllerden ilkini alan Icíar Bollaín imzalı İspanya-Fransa-Meksika ortak yapımı „También La Lluvia“ „Yağmur Bile“, bir film içinde film ve Bolivya'daki su savaşını sahne olarak kullanıp, ülkedeki Kızılderili halkın Kristof Kolomb'un gelişinden bu yana nasıl sömürüldüğünü konu ediyor. Alman Britta Wauer’in çektiği „Im Himmel, Unter der Erde. Der Jüdische Friedhof Weißensee“ adlı belgesel, Berlin’in kuzeyinde, 86 futbol sahası büyüklüğünde ve UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilen Yahudi mezarlığının bölümünde verilen Caligari Film Ödülü’nün bu yılki sahibi ise "The Ballad of Genesis and Lady Jaye” oldu. Alman Sineması’nda Perspektifler bölümünün ödülü olarak kabul gören ve, bugüne kadar Fransa ile Almanya’dan gençlerin oluşturduğu, artık her yıl üçüncü bir ülkenin de dahil edilmesini öngören uygulama ile bu yıl Bosna-Hersek’ten gençlerin de katıldığı jüri tarafından verilen ödül, Alman yönetmen Dirk Lütter imzalı “Die Ausbildung” adlı filme verildi. Yapım, meslek eğitimi gören 20 yaşında bir gencin, yeniden yapılanma süreci içinde bulunan işletmede farklı talepler arasında ezilmesini beyazperdeye huzursuzlukUluslararası Af Örgütü’nün Berlinale’de verdiği ödül ise Mantas Kvedaravicius imzalı Finlandiya-Litvanya ortak yapımı “Barzakh” adlı belgesele gitti. Adını, eski bir Sufi inanışına göre, Çeçence yaşam ile ölüm arasındaki mekana verilen isimden alan “Barzakh”, Çeçenistan’da hakim olan siyasi ve sosyal belirsizlik ve tedirginliği gözler önüne seriyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı İKSV tarafından 5-16 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek 38. İstanbul Film Festivali için geri sayım başladı. Geçtiğimiz ay sona eren Berlin Film Festivali’nde ilk kez izleyici karşısına çıkan birçok film de Türkiye prömiyerlerini 38. İstanbul Film Festivali’nde yapacak. 69. Berlin Film Festivali’nde yarışan, ödüller kazanan, yan bölümlerde ilk defa izleyiciyle buluşan ve sinemaseverlerin merakla beklediği filmler 38. İstanbul Film Festivali’nin programında yerini almaya başlıyor. İstanbul Film Festivali programına Berlinale’den filmler eklenmeye devam edecek. Altın Ayı ve Berlin Film Festivali’nden Ödüllü Filmler Berlinale’de ana yarışmadan ödüllerle dönen filmler bu yıl da 38. İstanbul Film Festivali’nde yer alacak. Nadav Lapid’in Altın Ayı’yı kazanan son filmi Eşanlamlılar, François Ozon’un Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan son filmi Yüzleşme, Berlin’de “yeni bakış açıları sunan” filmlere verilen Alfred Bauer Ödülü’nü kazanan Nora Fingscheidt’ın ilk filmi System Crasher, Wang Xioashua’nın her iki başrolüne de Gümüş Ayı Ödülü verilen filmi Elveda Oğlum, Angela Schanelec’e Berlin’de En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren son filmi Evdeydim, Ama ve Berlinale’den En İyi Senaryo Ödülü’yle dönen Piranhalar festivalde Türkiye prömiyerlerini gerçekleştirecek. Arjantinli yönetmen Santiago Loza’nın 69. Berlin Film Festivali’nin Panorama bölümünde prömiyerini yapan Teddy ödüllü filmi Yeşil Gezegenden Kısa Bir Hikâye 38. İstanbul Film Festivali’nde seyirciyle buluşurken, Mehmet Akif Büyükatalay’ın yönettiği, En İyi İlk Film ödüllü Oray da uluslararası prömiyerini festivalde yapacak. Berlinale’nin Açılış Filmi ve Merak Edilenleri 38. İstanbul Film Festivali’nin en merak edilen filmleri arasında yer alan Agnieszka Holland’ın filmi Bay Jones, efsanevi Galli gazeteci Gareth Jones’un hayatına gözler önüne serecek. Fransız yönetmen ve oyuncu Safy Nebbou’nun sosyal medya filmi Hangi Kadın ise Juliette Binoche’un harika performansıyla öne çıkacak. Bu yıl Berlinale’nin açılış filmi olan ve göz kamaştırıcı bir oyuncu kadrosunu bir araya getiren Lone Scherfig filmi Yabancıların Nezaketi, senarist ve yönetmen Dan Sallitt’nin Berlin’de büyük beğeni toplayan filmi On Dört ve Forum bölümünde ilk gösterimini yapan, yönetmen, fotoğrafçı ve ödüllü kısa filmci Marius Olteanu’nun ilk uzun metrajlı filmi Canavarlar, festivalde seyirciyle bulaşacak filmler arasında yer alacak. Belgesel, canlandırma, deneysel ve kurmaca arasında çok özel bir yerde duran kısa video yapıtlarıyla tanınan Fransız yönetmen Jean-Gabriel Périot’nun son filmi Yenilgilerimiz; Gabriel Mascaro’nun Brezilya distopyası İlahi Aşk; Jayro Bustamante’nin son filmi Sarsıntı ve Berlinale’nin yan bölümlerinden en iyi filmler 38. İstanbul Film Festivali’nde seyirciyle buluşacak. 38. İstanbul Film Festivali Programından Berlinale Seçkisi Eşanlamlılar / Synonymes / Synonyms 2019 Berlin Altın Ayı 2018’de Filmekimi’nde izlediğimiz Anaokulu Öğretmeni filminin özgün versiyonunun yönetmeni olarak tanıdığımız Nadav Lapid, bu kez Berlin’den Altın Ayı ile dönen filmi Eşanlamlılar ile karşımızda. İsrail’den Paris’e göç eden ve kimliğini tamamen reddeden bir adamı merkezine alan Eşanlamlılar, Nadav Lapid’in hayatından izler taşıyor. Yüzleşme / Grâce à Dieu / By the Grace of God 2019 Berlin Jüri Büyük Ödülü François Ozon’un Berlin Film Festivali’nde ana yarışmada dünya prömiyerini yapan ve Jüri Büyük Ödülü kazanan son filmi Yüzleşme, Katolik ruhbanlarının pedofili vakalarına kurbanların açısından bakan şefkatli ve güçlü bir dram. Gerçek bir vakadan esinlenen ve Ozon’un en iyi filmlerinden biri olarak övülen Yüzleşme, travma ve cesaret konularını titizlikle ve büyük bir hassasiyetle ele alıyor. Filmin başrollerinde Melvil Poupaud, Denis Ménochet, Swann Arlaud, Éric Caravaca yer alıyor. Systemsprenger / System Crasher 2019 Berlin Alfred Bauer Ödülü İlk filmiyle Berlin’de “yeni bakış açıları sunan” filmlere verilen Alfred Bauer Ödülü’nü kazanan Nora Fingscheidt, çok iyi yazılmış bir senaryo ve müthiş bir çocuk oyuncu performansıyla bizi Benni’nin dünyasına sokmayı başarıyor. Kusursuz işlediği varsayılan Almanya sosyal devlet sistemi acaba herkesin derdine çare olabilir mi? Nefes nefese izlenen System Crasher işte bu önemli soruyu ele alıyor. Benni tacize uğramış, geçirdiği travmalar nedeniyle öfke kontrolü sorunları yaşayan ve tek isteği koparıldığı annesine geri dönmek olan 9 yaşında bir kız çocuğu. Sosyal hizmet görevlileri içinse sürekliliği sağlanması gereken bir sistemde, altından kalkamadıkları bir “vaka”, daha doğrusu sistemde bir arıza… Elveda Oğlum / Di Jiu Tian Chang / So Long, My Son 2019 Berlin Gümüş Ayı En İyi Kadın Oyuncu Yong Mei, Gümüş Ayı En İyi Erkek Oyuncu Wang Jingchun Pekin Bisikleti, Sürüklenenler, 11 Yaşındayım, Kızıl Amnezi filmlerini festivalde izlediğimiz Wang Xioashuai’ın “epik bir melodram” sözleriyle övülen son filmi, her iki başrolüne de Gümüş Ayı ödülünü getirdi. 30 yıllık bir süreci anlatan film, Çin’in tek çocuk politikasının etkilerini derinden yaşayan bir çifti izliyor. Ülkenin ekonomik büyümesinin ardından gelen toplumsal dönüşümünü de gözlemleyen film sevgi, arkadaşlık, çocuk sahibi olmak, keder, affetme gibi kavramlara da değiniyor. Evdeydim, Ama / Ich War Zuhause, Aber / I Was At Home, But 2019 Berlin Gümüş Ayı En İyi Yönetmen Angela Schanelec’in son filmi, düz bir anlatı izlemeyen, beden, sanat ve varoluş hakkında bir deneme-film. Zekice kotarılmış, kimi zaman komik ve felsefi bir zihin egzersizi olan Evdeydim, Ama, izleyiciye kendi yanıtlarını bulacakları görsellerden oluşan bir yapboz sunuyor. Filmin başında, 13 yaşındaki Philippe, bir hafta kaybolduktan sonra eve dönüyor. Dönüşünden sonra işlerin normale dönmesi biraz zaman alıyor. Tam her şey düzeldi derken bu kez de varoluşsal kaygılar su yüzüne çıkıyor ve annesi hayata ve sanata farklı bir gözle bakmaya başlıyor. Oray 2019 Berlin En İyi İlk Film Almanya’daki Türk toplumundan bir kesiti ele alan Oray’ın başkahramanı, filme adını da veriyor. Uluslararası prömiyerini İstanbul Film Festivali’nde yapacak olan Oray’da yönetmen Mehmet Akif Büyükatalay uyum sorunları yaşayan genç bir erkeğin hayata tutunma çabasını gerçekçi bir sinema diliyle anlatıyor ve yılın en parlak keşiflerinden birisi olarak akıllara kazınıyor. İstanbul Film Festivali’nde Türkiye prömiyerini yapacak filmin yönetmeni Mehmet Akif Büyükatalay festivale konuk olacak. Yeşil Gezegenden Kısa Bir Hikâye / Breve historia del planeta verde / Brief Story from the Green Planet 2019 Berlin Teddy Ödülü Arjantinli yönetmen Santiago Loza’nın Berlin’de Panorama bölümünde prömiyerini yapan son filmi, bir yol filmi olmakla birlikte kahramanlarıyla sevimli ve hüzünlü bir dram. Eleştirmenler tarafından “bir Todd Haynes filmiyle Spielberg’in Üçüncü Cinsle Yakınlaşmaları filminin buluşması” sözleriyle tanımlanan Yeşil Gezegenden Kısa Bir Hikâye, bir grup dışlanmış gencin bir uzaylıyı ilk indiği yere geri götürmelerini anlatıyor. Piranhalar / La Paranza Dei Bambini / Piranhas 2019 Berlin Gümüş Ayı En İyi Senaryo Gomorra’nın ünlü yazarı Roberto Saviano’nun romanından uyarlanan ve yönetmenliğini Claudio Giovannesi’nin yaptığı Piranhalar, ergen zalimliğiyle suç dünyasının silahlarını ve ölüme karşı umursamazlığını beyazperdeye taşıyor. Filme adını veren piranalar, mafya jargonunda “silahlı çete” anlamına geliyor. Bu filmin piranaları ise Napoli’de ellerinde makineli tüfeklerle sokakları arşınlayan, mafyaya katılarak kazandıkları parayla marka kıyafetler satın alan 15 yaşındaki Nicola ve arkadaşları. Amatör genç oyuncuların rol aldığı film, bir yandan geleceğin mafyasının günümüzde nasıl yetiştiğini ve nasıl bir medya bombardımanına maruz kaldıklarını gözlemlerken bir yandan da ergen duygu durumunun suç dünyasından nasıl etkilendiğini inceliyor. Yabancıların Nezaketi / The Kindness Of Strangers Danimarkalı yönetmen Lone Scherfig, bu kez prömiyerini Berlin’in açılış filmi olarak yapan Yabancıların Nezaketi’nde, Jay Baruchel, Andrea Riseborough, Zoe Kazan ve Tahar Rahim’li göz kamaştırıcı bir oyuncu kadrosunu bir araya getiriyor. New York’ta geçen film, umut, affetmek ve sevgi hakkında, sevgi ve huzur arayışındaki bir grup çaresiz insanı izleyen çağdaş bir masal anlatıyor. Lone Scherfig, her zaman olduğu gibi yine metropol meselelerini duygusal bir çerçevede zarif bir mizahla ele alıyor. İlahi Aşk / Divino Amor / Divine Love Neon Boğa ile tanıdığımız Brezilyalı genç yetenek Gabriel Mascaro, uluslararası prömiyerini Ocak ayında Sundance Film Festivali’nde yapan üçüncü filmi İlahi Aşk’ta parlak renklerin ve pop müziğin baskın olduğu bambaşka bir distopya hikâyesi anlatıyor. 2027 yılında sevgi kavramının her şeyin üzerinde olduğu Brezilya’da geçen film, 40’lı yaşlarındaki devlet memuru Joana’yı izliyor. On Dört / Fourteen Epeydir özlediğimiz eski usul Amerikan Bağımsız Sineması’nın tadını taşıyan On Dört, iki kadının zaman içerisinde uzaklaşıp yakınlaştığı arkadaşlığını, dozunda bir duygusallıkla ele alıyor. Senarist ve yönetmen Dan Sallitt de filminde uzun yıllara yayılan bir süreçte, belki ilk bakışta önemsiz görünebilecek gündelik olaylar aracılığıyla çocukluk arkadaşları Mara ve Jo’nun ortak noktalarını ve farklarını bize aktarıyor. Filmin başrollerini Tallie Medel ile Norma Kuhling paylaşıyor. Canavarlar / Monştri / Monsters Berlin Film Festivali’nde Forum bölümünde ilk gösterimini yapan Canavarlar, geleneksel sevgi anlayışına meydan okuyarak evli bir çifti 24 saat boyunca izleyen film, üç bölümden oluşuyor. Sieranaveda filminde Cristi Puiu’nun asistanlığını yürüten yönetmen, fotoğrafçı ve ödüllü kısa filmci Marius Olteanu’nun ilk uzun metrajlı filmi olan Canavarlar, yönetmenin sözleriyle “Farklı insanlara karşı hoşgörüsüzlüğün gitgide çoğaldığı bir iklimde, göründüğümüzle gerçekte olduğumuz arasındaki boşluğu sorgulayarak izleyicinin algısına meydan okuyor.” Yönetmen Olteanu, festivale konuk olacak. Yenilgilerimiz / Nos défaites / Our Defeats Belgesel, canlandırma, deneysel ve kurmaca arasında çok özel bir yerde duran kısa video yapıtlarıyla tanınan Fransız yönetmen Jean-Gabriel Périot, son filminde “2018’de Fransa’da siyasi kavramlara ve dünyanın haline bakışımız nasıl?” sorusunu yanıtlamak üzere yola çıkıyor ve 10 Fransız gencini sinemasal bir oyun-filme dahil ederek siyasette güncel halimizi sorguluyor. Bu gençler Yenilgilerimiz’de 1968 tarihli filmlerden sahneleri yeniden canlandırıyorlar; aralarda da bu gençlerle yapılmış kısa röportajları izliyoruz. Sarsıntı / Tremors / Temblores 2018’de Filmekimi’nde Ixcanul filmini izlediğimiz Guatemalalı yönetmen Jayro Bustamante’nin ilk gösterimini Berlin’de Panorama bölümünde yapan ikinci filmi, bir erkeğe âşık olan evli bir adamın hikâyesini anlatıyor. Sarsıntı inançları, ailesi ve aşkı arasında kalan bir bireyin zorlu kendi benliğini bulma sürecini duygusal bir bakışla gözlemliyor. Bay Jones / Mr. Jones 2017’de Spoor / İz ile Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı kazanan Agnieszka Holland, bu kez tarihin derinliklerine dalıyor ve yine Berlin’de ilk gösterimini yapan Bay Jones’ta efsanevi Galli gazeteci Gareth Jones’un hayatına göz atıyor. 1933 yılında geçen film Jones’un Stalin döneminde Kharkiv’e giderek tüm engelleme çabalarına rağmen Sovyetler Birliği’ndeki gerçek durumu haberleştirme çabalarını anlatıyor. Jones’un George Orwell’le görüşmesinin de yazarın Hayvan Çiftliği romanının esin kaynağı olduğu söyleniyor. Hangi Kadın / Celle Que Vous Croyez / Who You Think I Am Fransız yönetmen ve oyuncu Safy Nebbou’nun ödüllü yazar Camille Laurens’in aynı adlı romanından uyarladığı Juliette Binoche’un harika performansıyla öne çıkan Hangi Kadın, sosyal medya çılgınlığının ve sanal dünya algılarının gerçek hayatı nasıl etkilediğine gençler değil farklı bir yaş grubu üzerinden bakıyor. Filmin kahramanı 50 yaşındaki iki çocuklu akademisyen Claire, genç sevgilisini sosyal medya üzerinden gözetlemek amacıyla Facebook’ta sahte bir hesap açıyor; 23 yaşında, sarışın, genç ve güzel Claire oluveriyor. Error 522 Ray ID 7386cfc90a899b9a • 2022-08-10 065328 UTC FrankfurtCloudflare Working Error What happened? The initial connection between Cloudflare's network and the origin web server timed out. As a result, the web page can not be displayed. What can I do? If you're a visitor of this website Please try again in a few minutes. If you're the owner of this website Contact your hosting provider letting them know your web server is not completing requests. An Error 522 means that the request was able to connect to your web server, but that the request didn't finish. The most likely cause is that something on your server is hogging resources. Additional troubleshooting information here. Cloudflare Ray ID 7386cfc90a899b9a • Your IP • Performance & security by Cloudflare

berlin den altın ayı ile dönen ilk yerli film